BUGÜNLER KENDİLİĞİNDEN GELMEDİ!


Hep Beraber Mutluluğun Resmini Yapabilir Misiniz?

Yıl 1961 yer Paris, mekan Sen Nehrini gören çatı katı. Nazım Hikmet karısı Vera, en yakın aile dostları Abidin Dino ve eşi Güzin hanım. Hep birlikte oturmuş sohbet ediyorlar.


Varşova, Krakov, Prag, Moskova, Paris ve Havana’yı içine alan 6 şehirde konferanslar veren Nazım Hikmet bir taraftan yorgunluğunu atarken bir taraftan çok uzun “Saman Sarısı” şiirini yazıyor. Yan gözle baktığında Abidin Dino’nun, Sen Nehrini gören pencerenin önüne kurduğu tuvalde resim yaptığını görüyor. 

Nazım’ın önündeki kâğıda uçuşan kelimeler birbiri ile dans ediyor. Sevgili dostlarım: Özetle önem verdiğim ve mutlaka sizlerle paylaşmak istediğim cümleler. 

“Seher vakti habersizce girdi gara ekspres kar içindeydi” diye başlayan Nazım’ın up uzun şiirinden bazı satırlarda:

“Abidin uçsuz bucaksız tabiatın renklerini döktürüyor,

Abidin mutluluğun resmini yapmalı, Kıvıl kıvıl akan vakitleri tuvalinde hayatı geçirmeli,

SEN MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN ABİDİN?

 İşin kolayına kaçmadan ama!

Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğinin resmini değil!

Ne de ak örtüde elmaların,

Ne de, akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balıkların!

SEN MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN ABİDİN?

gayrının yani mutluluğun resmini yapabilir misin, üstat?”

Bu şiir uzar gider. Ben kısa ve öz kısmından bazı şeyleri sizlerle paylaşıyorum.

Esas  olan  gecenin koynuna uzanan kelimelerin özü: 

“ABİDİN SEN MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN?”

Gerçekte Abidin çok iyi bir ressam olmasına rağmen çok iyi de bir şairdi ve “Gerçek bir mutluluğun minik ölçüler içindeki tuvale monte etmek kolay değildi! Ve Abidin mutluluğu resim fırçaları ile değil, satırları ile anlattı” (Laf aramızda mutluluğun resmi olarak lanse edilen tablo Abidin Dino’ya ait değildir) Neyse sorun bu değil esas olan MUTLULUĞUN RESMİ.

Hayatında hiç basketbol seyretmemiş, basketbol adına belki de, hiçbir şey bilmeyen Nazım Hikmet ve Abidin Dino’nun tarihe geçen “MUTLULUĞUN RESMİ” sözlerini gelin hep birlikte yapılandıralım! Onların birlikte insanlık üzerine çizmeye çalıştıkları mutluluğu yıllar – yıllar sonra basketbola taşımaya karar verdim. Çünkü bu devirde basketbol “HAYATIN TA KENDİSİ” ve süregeldiğimiz yaşam içinde renkleri birleştirip satırlarda Abidin Dino gibi mutluluğun resmi için çabalıyorum. Çünkü yıllar yılı hep söylediğim gibi “Ben basketbol öğretmenin değil, sevdirmenin peşindeyim” işte bunun için yıllar boyu bir gıdım sevginin esiriyim “Dudaklarınızdan tebessüm, kalbinizden basketbol sevgisi eksik olmasın” diyen cümle dilimde pelesenk oldu. 

Yıllar önce, seyircilerin ayakta izlediği gecekondu okul salonlarından, efsane Sergi Sarayına taşınan oralarda yıllarını tüketen basketbol, Abdi İpekçi’de uzun süreli konakladıktan sonra, sonunda “Avrupa hatta dünya üzerinde parmakla gösterilen ÜLKER ARENA’da” sonsuza kadar konaklamaya karar verdi.

Salon organizasyonun ilk adımıydı. Yönetici olarak dünya çapında büyük basketbol adamı Maurizio Gherirdini ve yine teknik adamların en güçlüsü ve kariyerlisi Obrodovic Fenerbahçe Ülker’in başına geçti. Geçen sene alıştırma derken Türkiye Şampiyonluğu elde birdi.

Ama esas olan Avrupa’ydı. Bu sene nefes almadan izlediğimiz Obrodovic ve ekibi göz açıp kapanıncaya kadar EUROLEAGUE organizasyonunun en önemli takımı olduğunu ispat etti. Galibiyetler bir biri ardına gelirken sonunda yollarımız “Maccabi Tel Aviv” ile kesişti.

Geçen senenin Şampiyonu Maccabi karşısında Fenerbahçe Ülker “Ne yapabilir di?” Bunun neticesini tüm ülke insanım heyecanla bekliyordu.”

Kolay değil! Sadece bizler mi?  Aynı zamanda Avrupa’da hangi takımın başına geçse onlarla final ve Şampiyonluklara ulaşan Obrodovic’in söz kestiği ilk Türk Takımı ile ulaşacağı noktayı kimse kestiremiyordu!

Normal sezon, ardından TOP 16 ve son sekiz. Buralara gelmek kolay değildi. Her bir engel için özel hazırlıklar takımlar birer birer aşılıp hem TBL liderliği hem Euroleague’nin en iddialı takımlarından biri olmak, kolay mı?

Yıllarca Fınal-Four’lara kombine bileti olan CSKA, Barcelona, Real Madrid, Panathiniakos, Olympiakos, Maccabi gibi kurtlar sofrasından “aç kalkmamak” için verilen savaş! Ne yazık ki, böyle tanımlamak durumundayım. Bu Avrupa canavarlarına karşı verilen gerçek bir savaştır.

Yıllar yılı bizi hiçbir spor dalında aralarına sokmak istemeyen Avrupalılar bu kez tabiri caiz ise “baltayı taşa vurdular”  Maccabi yönetimi asla böyle bir Fener beklemedi! İlk maç acele ile işimizi bitirmeye çalışırken Türkiye’de “umduğunu değil bulduğu ile yetindi” bir çuval sayı geriden gelip, galibiyete ulaşan Fenerbahçe Ülker ikinci maçta bambaşka bir Obrodovic gördüler. Çünkü bir elinde kalemi, bir elinde resim fırçası “Ülkem insanıma mutluluğun resmini yapmaya karar vermişti”

Tüm oyuncularımıza helal olsun, Hele yeri göğü inleten basketbol donanımlı seyirciye binlerce alkış. Ülker Arena’da herkes ama herkes el ele vererek tarih yazdı. Ve 2-0 Tel Aviv’e gidip eksik maç sonucu rakamı tamamlayıp “arkayı üçleyerek Madrid’in yolunu tutacak.” Sağol Coach eline sağlık. Kalbimizde taht kurdun. Ve sonunda;

“BİZE MUTLULUĞUN RESMİNİ YAPTIN OBRODOVİC”

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

29.HAFTAYA BAKIŞ!

28Nis

28.HAFTAYA BAKIŞ!

21Nis

27.HAFTAYA BAKIŞ!

17Nis
08Nis

25.HAFTAYA BAKIŞ!