25.HAFTAYA BAKIŞ!


Rüzgar ekenler sonunda “fırtına biçtiler” bu ve buna benzer olayların, mutlaka bir gün başımıza musallat olacağını biliyordum! Biliyorduk!

Yaşamı basketbola endeksli bir adam 25. hafta yorum yazısına bu cümle ile başladı: Çünkü spor adamı “uğraşı” olarak verdiğim senelere ihanet etmemek için mutlaka “Futbolda Yaşanan Terörden” bahsetmeden geçemezdim! Bu ülkemin sorunu! Çünkü futbolda yaşananların izdüşümlerini hep basketbolda da görüyoruz! Futbolun sınırlarını aşan terör zaman zaman basketbol sınırları içinde yaşamımızı tatsız seviyelere çekiyor! Sıkıntılar diz boyu oluyor!

Yıllarca başkan, yönetici, teknik adam, sporcu ve medya olarak “masumane yanlışlarının ve davranış biçimlerinin!” karşılığını almaya başladık! İlk sinyalleri yıllardır, defalarca almamıza rağmen bir türlü kendimize gelmedik! Gelmemekte direndik! Sadece ilk sinyaller mi? Yüzlerce kez yaşanan tribün içi ve dışı! Sokaklarda süregelen kulüpleri, şehirleri, insanları birbirine düşman eden bu yöntemlerin bir gün “HORTUM” olup yediden yetmişe herkesi ve her düşünceyi içine çekeceğini bilmiyor muyduk?

Merak etmeyin üç gün sonra  “balık hafızalı, yapımız” bu olayları da halı altına süpürmeyi başaracaktır! Eski tas eski hamam olacaktır! Spor mahkemeleri kuramayıp, gerekli en ağır cezaları veremeyip; “TL” cezalı sistemin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini çok iyi bilmemiz gerekir – di!

Sonunda bu da oldu! “ölüme teşebbüs” hem de toplu! Daha ne olsun! Bekleyip göreceğiz! Bir gün sporun “eğlence” olduğunu ne zaman anlayacağız! Biz yıllardır anlatmak istiyoruz, belli ki, bir türlü beceremiyoruz! Belki birileri bunu bir gün anlatacak! Ama nasıl? Tanımlamasını “Husumet” dediğimiz spor adına insanımızı, insanımıza düşmanlık tohumları ekilmesini nasıl yok edeceğiz! İnsan hayatının her şeyden üstün olduğunu nasıl anlatacağız?

Aslında en büyük gerçek: İlk önce halkımızın, spor eğitimini tamamlamadan bunu nasıl anlatacağız değil mi? “Neticesi çok ağır olabilecek, telafisinin asla mümkün olamayacağı bir saldırıyı tek yaralı olarak atlatan kafileye, sporcu kardeşlerimize geçmiş olsun.”  Yaralı kardeşimize Allah'tan şifalar diliyorum.

Son ama üzüntüden kahrolduğum bir söz: Evet bugün son bir söz söylemek istiyorum. Hangimiz aşık olmadık? Hangimiz aşkımızı tanımlayabilmek için onun şarkılarına sığınmadık? Evet ‘Şarkıların Efendisi’ Kayahan’ı kaybettik. Bir gün hiç birimiz bu bedenlerde kalmayacağız. Her ölüm erkendir derken ikinci yenilerin temsilcisi ünlü şair:

Cemal Süreya geldi aklıma:
Ölüyorum Tanrım, bu da oldu işte… her ölüm erken ölümdür, biliyorum tanrım… ama ayrıca aldığın bu hayat fena değildi! üstü kalsın…..

KAYAHAN’ı rahmetle anarken, erken ölümü asla unutmayalım, vicdanımız en büyük hazinemizdir.

BASKETBOL ADINA NELER YAŞIYORUZ?
Her hafta basketbol adına inanılmaz şeyler yaşanıyor! Kelimeler ile dans ederken, basketbolu süsleyen cümleler birbiri ile yarışıyor. Bu nasıl iştir? Sanki bir birine nazire yaparcasına “yenilme” sendromunu hep birlikte yaşıyorlar! İşte spor işte basketbol bunun adı. Türkiye bunca sıkıntı arasında basketbol ile gurur duyuyor!

Eğri oturalım doğru konuşalım “Eğer hala eski kural olsaydı, özellikle Anadolu Takımları sahaya nasıl takım çıkaracaklardı? Alınan 5 artı 1 kuralı bir anda basketbolumuzun çehresini, yürüyüşünü değiştirdi!

Hiç kimse yenilenler adına üzülmesin. Hiç kimse burun kıvırmasın! Bu sene itibariyle  basketbol ülkemizde sınıf atlayıp Avrupa’nın en iyisi olduk! Artık bu konuda muhalefet yapan, alınan kararlara burun kıvıranlar kalmadı! Çünkü kimse basketbol adına yaşananlardan şikayetçi olamaz!

Geçmiş senelerde daha üçüncü hafta üst grup-alt grup diye tanımlıyorduk ligimizi! Ya bu sezon! Neler oluyor neler!

Oysa puan cetvelinin sıralaması değil, o gün yüreğini daha çok oyuna sokan maçı alıp gidiyor! Daha ne olsun! Üç büyükler için kabus gibi bir haftaydı! Puan cetveli her hafta allak bullak oluyor! Üst üste alınacak birkaç galibiyet veya yenilgi tüm tahminleri yer ile yeksan edebilir!

BANVİT 82-77 FENERBAHÇE ÜLKER
18-15   19-21   22-17    23-24    33-28 ribaund, 18-17 asist, 6-10 top çalma, 15-9  top kaybı.

Sezon başında yeni teknik adamları ile bir türlü beklenen basketbolu oynayamayan BANVİT kendine gelmeye başladı. Taşları yerinden oynayan, kadrodaki oyuncular arasındaki uyumu kaybeden BANVİT, bir türlü kendine gelemedi! Lukic’in gitmesi biraz zaman aldı! Yani geç bile oldu! Çünkü basketbol çok hassas bir spor eğer “kan uyuşmazlığı olunca” gereken operasyon hemen yapılmalı çünkü “zaman çok önemli”

Başkan Özkan Kılıç BANVİT adına yıllardır çok ama çok büyük emek veriyor. BANVİT marka değeri olarak yapılan “PİAR” araştırmalarında sadece ülkemizde değil, Avrupa’da da çok önemli yerlere gelirken Özkan Başkan’ın müthiş emeği var. BANVİT ilk günden beri sadece tanırlılık için değil, basketbol adına ülkeye “halktan aldığını halka veren” çok önemli bir yapının temel taşıdır.

Görener ailesinin büyük desteği ile görevini “bil hakkın” yerine getiren Özkan Kılıç şimdi BANVİT gücü ile “Avrupa Kupaları” oynamaya yakışır salon projesini gerçekleştiriyor. Turgay Çataloluk, Selçuk Ernak ve birbirinden değerli ekibi ile oluşturduğu sinerji içinde hem idari hem sportif başarılara büyük imza atıyor.

Artık ufak “butik salon” imajı Bandırma seyircisine az geliyor! Salon biterse Euroleague’de neden oynanmasın? Hava Alanı sorunu ise “Kayseri, Eski Adana” gibi askeri alanlar bal gibi kullanılır! Bölgenin siyasi gücü bunu çözer ve salonun hemen yanında olan askeri alana konuk takımların uçakları inebilir!

Selçuk Ernak, sadece takımı idmanlara çıkarıp çalıştırmak turnike atıp, hücum seti çalıştırmak değil, psikolojik hasarı gidermek için çok emek verdiğini biliyorum. Avrupa başarısı yıllardır bekleniyor ve ısrarla isteniyordu. Bu sene bu da oldu.

Ligde durumu garanti altına alıp iyi bir pozisyona geçmek için “ Fenerbahçe Ülker” galibiyetine büyük ihtiyaçları vardı. Kazandıkları maçlarda bile iyi oynayamıyorlardı. Bu kez güçlü rakipleri karşısında oyunun büyük bölümü iyi oynayarak maçı kazanmayı bildiler.

Fenerbahçe Ülker cephesinde ise: Daha ilk dakikadan itibaren hiçbir şey iyi gitmedi. Obrodovic maç içinde devamlı oyuncuları rotasyona tabi tutarak arayış içine girdi bekledi, bekledi ama bir türlü olmayınca sonunda yerine oturup derin bir “offfff” çekti! Herhalde içinden “Bu nasıl bir Türkiye Ligi?” diye hayıflanmıştır.

Maçın MVP’si: Rowland 32.02 dakika 20 sayı 6/6, 1/3 üçlük, 5/6 faul, 3 ribaund, 5 asist.

NSK ESKİŞEHİR BASKETBOL 81-79 ANADOLU EFES
Alın size puan cetvelindeki yerlerine göre değil! Oynadıkları basketbol ile sanki final maçı ve galip gelen şampiyonu tayin edecek bir maç! Edirne’den Anadolu’nun bağrına taşınan basketbol takımının adı NSK Eskişehir. Puan cetvelinin sonunda uzun süredir park etmiş durumda! Ancak oynadıkları basketbol birinci sınıf. Kimse Eskişehir’e göç eden bu takımdan böyle bir basketbol beklemiyordu.

NSK Eskişehir Basketbol Takımını Avrupa’da İspanya hariç herhangi bir ülke ligine sokun ilk üç takım arasında rahatça yer alır. İnanın Eskişehir’de ayağının tozu ile oynadıkları basketbola hayran olmamak elde değil! Sezon başında biraz çalkantılı günler yaşasalar da, sonunda yapılan teknik değişiklikler ve yabancı oyuncuların yenilenmesi ile bambaşka bir NSK Eskişehir’i seyreder olduk.

Anadolu Efes Final – Four yolunda emin adımlarla yürürken bir yandan Türkiye Liginin “sert ve haşin geçen maçları ile boğuşmak durumunda kalıyor”

Anadolu Efes’te Ivkovic bir çok Avrupa maçında Lasme ile Kristic’i aynı anda oynatmaktan imtina ederken Eskişehir maçında “pabucun pahalı” olduğunu görünce Lasme-Kristic ikilisini zaman zaman aynı anda oynattı. Hatta Draper ve Heurtel’i oynatmaktan kaçınmadı. İdeal ilk beş için bol bol rotasyona tabi tuttuğu oyuncular ile oynadı.

Maç devamlı skor olarak iki takıma göz kırptı. M. Harris’in oynadığı basketbolu kaç kişi seyretti, bilmiyorum. İnanılmaz iyi bir oyuncu. Hem savunmada hem hücumda takımının en önemli kozu, takımının kazandığı her sayıda onunda emeği var.  Her pozisyonda topu rakip pota ile buluşturacak bir yol buluyor! Maç sonuna kadar skor hiç kopmadı! Haislip yine müthiş oynadı. Avrupa maçlarından daha sert ve mücadeleci geçen maçta Ivkovic’in zaman zaman içinden “Bu nasıl bir lig” dediğini hisseder gibiyim! İyi Coach iyi ve kaliteli basketbol ile takımına sınıf atlatabilir. İşte Greenberg dünyanın bir ucundan gelip, küme düşme hattına kakılıp kalmış bir takıma “Şampiyonluğa oynayan bir takım yaratmış durumda”

Son çeyrek heyecan ve tüm basketbol içindeki emekçilere ders niteliğinde geçti. Greenberg oyuncularını öyle hazırlamış ki, Kartal sahanın adeta yıldızıydı. 4 saniye kala 81-79 NSK Eskişehir öndeydi ve hala maçı kimin alacağı belli değildi. Yerlerde gezen top sonunda maç Eskişehir 7. Galibiyete ulaştı. Gel de, bu takımı ikinci lige yolla! Bilmem bu mücadeleyi sergileyen takıma yazık olmaz mı?

Maçın MVP’si: Kartal Özmızrak  14 Sayı, 2 ribaund, 3 asist.

GALATASARAY LİV HOSPİTAL 80-93 TRABZONSPOR MEDİCAL PARK
18-20   18-23   24-26   20-24     30-24 ribaund, 17-25 asist, 15-11 top kaybı.

Maç başından itibaren çeyrek skorlarını dikkatlice izlersek, hep Trabzon’un önde olduğunu görürüz. Yoruma, Galatasaray ile başlamak istiyorum. Maçtan önce Sinan gibi sakatlık nedeniyle uzun süredir takımla birlikte olmayan önemli oyuncusuna kavuşma heyecanı yaşayan takım arkadaşlarının iştahı kursaklarında kaldı.

Sinan, onca sakatlığını kısmen atlatıp Trabzon gibi önemli bir rakibi karşısında tam oynayacakken “gıda zehirlenmesi” yaşaması büyük hayal kırıklığına neden oldu. Çünkü Sinan oynayınca Galatasaray bam başka oynuyor. İnanılmaz bir sertlik yaşattığı savunması ile birlikte, hücum üstünlüğü hep Sinan’ın parmaklarında gerçekleşiyordu. Ama böyle bir maçta kenardan üzüntü ile takımını izliyordu.

Ligin yanında Avrupa Kupasının yorucu temposu Galatasaray’ı çok yıprattı. Giden gelen oyuncu trafiği ve yaşanan ekonomik kriz bir türlü ideal kadroyu oluşturamayan Ergin Ataman’ı çok yıprattı. İnanılmaz durgun olan Ergin Hoca bu sezon kariyerinin en zor günlerini yaşadı. Çünkü çeşitli olaylar ve ekonomik kriz basketboldan önce “kriz yemeği” olarak her an önüne sürüldü.

Sadece Ergin Ataman’ mı? Tüm oyuncular sahaya bir karış surat ile çıkıyor! Bırak gülmeyi tebessüm edene rastlamadım! Giren çıkan tüm oyuncuların yüzünden düşen bin parça! Dışarıdan gazel okumak kolay! Benden söylemesi sezon böyle bitmez! Oyuncuları Abant’a mı götürürler, yoksa dağlara mı götürürler! Birkaç gün kafaları dağıtmak için “basketbolsuz günler” yaşamaları gerekli!

Hakemler faullü görmediği için çalmamış olabilirler! Takımı canlandırmak için taktik gereği “teknik faul”de tamam! Uzatmak gereksiz!

Bu arada geçen hafta biliyorsunuz hakemler hakkında inanılmaz övgülü sözler söyledim! Ancak hakemlerimizin 5 artı 1 kuralından dolayı çok zorlandıkları bir gerçek!( Bu cümle sadece benim değil bazı yeni ve eski hakem dostların itirafı desem!) Hakemlerin maçı güzelleştirmek için çaba sarf etmeleri gerekli. Ergin Hoca teknik faul aldıktan sonra yerine oturdu! Onu ısrarla takip edip sanki “bir yanlış yapsa da oyundan atsak” diye hareketini sonuna kadar takip etmek ve maçı başlatmamak bence yanlış! O zaman her baş bağıran ve saha içi çizgi ihlali yapan teknik adamlara göz yumulmasın! O zaman bu lig nasıl bitecek?

Trabzon Medical Park ise: Daha maç başlamadan “Bu gün biz tüm başka düşüncelerden arınmış, bu maçı kazanmak için geldik” dercesine hazırlık içindeydi. Avrupa Kupasının telaşı ile birçok maçta motive olamadan kayıplara oynadılar! Konuştuğum idareci arkadaşlar “basketbol Trabzon için vaz geçilmez olmuştur. Asla asansör takım olmak istemiyoruz. Geçmiş bir kenara, artık hem ligde hem Avrupa’da başarıları planlıyoruz. Bunu geleceğe taşımak için çok emek veriyoruz” dediler.

Maçın ilk saniyesinden itibaren müthiş bir başlangıç yaptılar. Bence Stipanovic uzun olarak çok yalnız kalıyor. O çıktığı zaman takım pivotsuz. Ancak hareketli oynayan oyuncular maçı almaktan başka çareleri yok gibi saldırdılar. Hardy faul problemi nedeniyle ilk yarı kenarda kaldı. İkinci yarı attı sayılarla tartışmasız Türkiye’de ki en iyi yabancılardan biri olduğun ispat etti.

Velickovic, Bost, Stipanovic, Hardy ve İvanov beşlisi 81 sayı atarken Galatasaray’ın efsane savunmasını talan ettiler.

Maçın MVP’si: Hardy 22.36 dakika, 20 sayı, 4/5 ikilik, 3/5 üçlük, 3 ribaund, 5 asist,

DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ 84-57 TORKU KONYA BASKETBOL
29-16   21-17   17-11   17-13    45-37 ribaund, 15-11 asist, 10-5 top çalma, 11-13 top kaybı.

Maça fırtına gibi başlayan Doğuş san haftaların flaş takımı Torku’nun kolunu kanadını kırdı. İlk çeyrekteki 29 sayı ardından diğer çeyreklerde hep maçı önde götürmek önemliydi. Daçka puan cetvelinin en iyi yerinde kalıcı olabilmek için yapılması gereken ne varsa yapıp korkulu rüya görmemeye çalışıyor. Bunda çok başarılı olduğu haftayı geride bıraktı.

Sayıların eşit dağıldığı zaman Daçka’yu tutmak büyük mesele. Farmar adil davrandığı sürece sayılar dağılıyor hele takım olarak  45 ribaund alıp, 11/24 üçlük atınca, galibiyet kaçınılmaz oluyor.

Toruk’da Warrick harikalar yaratırken alınması büyük tartışmalara neden olan Bremer 33.12 dakikada sadece 6 sayı 2/7 üçlük ve 3 top kaybı ile oynayıp takımını iyi yönetemeyince farklı yenilgi kaçınılmaz oldu.

Maçın MVP’si: Göksenin 30.19 dakika, 14 sayı, 4/5 ikilik, 2/7 üçlük,  4 ribaund, 1 asist.

MURATBEY UŞAK SPORTİF 70-66 BEŞİKTAŞ İNTEGRAL FOREX
13-22   19-12   20-12   18-20    Her iki takımda 42’şer ribaund aldılar. BJK 16 top kaybı yaptı.

Üç büyükleri kaderi bu hafta yenilmekten geçiyordu! Gerçekten seneler evvel biri çıkıp “Uşak, Bandırma, Trabzon basketbol takımları kuracak ve üç büyükleri yenecek hem de bu yenilgileri aynı haftaya denk getirecek” deseydi kim inanırdı?

İşte oldu. Bu üç büyüklere emek ve gönül verenleri üzebilir. Ancak biz emekçiler basketbolun bu yolda önemli adımlar atması heyecanlandırır. Çünkü her spor dalında şampiyonluğa ve düşmeye aday takımların çokluğu ve çetin maçların oynanması “o ülkenin sporunun büyümesi” demektir.

Lofton oynasın mı? Kerem’in sakatlığı, oyuncuların form durumu ve Dettman gibi 360 adet Milli maç yönetmiş bir teknik adamın yaşadıkları!

Dettman “Ben öğretmeye değil öğrenmeye geldim” diye konuştuğu röportajına göz atarken “Ne kadar mütevazı” diye düşündüm. Maç sonrasında “Dettmann galiba haklı. öğrenmenin yaşamakla ilgili olduğunu” düşünüyorum.

Uşak basketbolu emin ellerde. Yönetimi, seyircisi ve teknik ekibi bir aile gibi! Ama bizler çok şanssız bir günü ardımızda bıraktık. Uçak rötarları nedeniyle İzmir-Uşak yıpratıcı yolculuğu sonucu canlı yayına saniyelerle yetiştik. Maç sonrası uçağa yine koştur koştur, yine saniyelerle yetiştik ve gün bittiğinde tam bir “ruhsal kabus ”yaşadık.

Uşak sponsorlarını çoğaltır ve düzen sağlarsa “Basketbol Şehri” olmayı fazlası ile hak eder. Bu yolda önemli adımlar attıklarını gözlemledim. Alt yapılarda önemli çalışmaları var. Üniversite yönetimi şehirlerine basketbolu getiren ve inanılmaz bir sosyal yaşam katan, öğrencilerine yaşam derinliği sunan Uşak Basketbol Yönetimine büyük maddi ve manevi destek vermeli. Öğreğin Rektör ve öğretim üyeleri maçlara gelerek desteğini hissettirmeli. Üniversite olarak salona gerekli tadilat yapmaları, pota arkalarına tribün ilave etmeleri gerekli. Kısaca basketbol üniversite sporudur. Bunu üniversite yönetimi olarak yapamıyorlar ise çok üzücü bir durum! Uşak’ta tatil günlerinin büyük bir eğlenceye dönmesi ve üniversite tüm çalışanları aileleri ile basketbol maçlarına gitmeleri nefis bir gün geçirmelerine neden olur.

 

Bu konuda büyük emek veren Uşak yönetimine, halkına ve sosyal etkinlik çerçevesinde öğrencilerine en iyi şekilde sunabilmek için destek vermelidir.

Üniversite yönetimine sesleniyorum: “İşte bu benim kısacak anlatımımda yazdıklarım halka ve ülkesine hizmete girer. Halk ile iletişim kurabilmek için basketbol en etkili yöntemdir. Sadece sporsuz ve sporu tanıtmadan öğrenci yetiştirmek yeterli mi? Üniversite demek haktan soyutlanmak değildir! Tam tersine halk ile bütünleşmektir. Çünkü Üniversite bu halkın parası ile kurulan öğretim yuvalarıdır. Desteğinizi en kısa zamanda hissetmek istiyoruz. Dilerim bu lazım sizlere ulaşır. ” diyorum. Maçta  sakatlanan Fells’e geçmiş olsun. Sakatlığının ciddi olması ve sezonu kapatması, Uşak Sportif adına büyük bir şansızlık. Onun yerine bir oyuncu alacaklardır diye düşünüyorum.

Kısacık sürede Uşak yönetimi ve basketbol severlerin bizlere gösterdikleri ilgiye sonsuz teşekkürler.

Maça gelince: Maçın iki kilit oyuncusu vardı. Reynolds ve Warren! Onlardan çok atanı ve iyi oynayanı maçı alıp götürür tezim vardı! Nitekim Warren hem arkadaşların hem kendini iyi yönetince hayati bir maça galibiyete taşıdı. Aslında iki takımın oynadığı basketbolu beğenmedim. İki takımda oyuncular egolarını ön plana çıkardılar. Uşak’ta Buckner gibi bir oyuncuya yeteri kadar topla buluşturmuyorlar!

Beşiktaş’ta ise Holland dışında tüm oyuncular kötü oynadılar. Dilerim geçici bir kriz olur!

Maçın MVP'si: 33.00 dakika 15 sayı, 2/6 ikilik, 2/5 üçlük, 4 ribaund, 6 asist.

PINAR KARŞIYAKA 93-80 TOFAŞ
25-14   23-21   22-14   23-31   33-35 ribaund, 17-15 asist, 14-8 top çalma, 9-21 top kaybı.

Pınar Karşıyaka Ufuk Sarıca ile birlikte otomatiğe bağladı. Klasik takım olarak benimsedikleri oyundan asla taviz vermeden oynamaya devam ediyorlar. Tek sıkıntıları Avrupa’da istediklerini elde edememeleri.

Yabancı tüm oyuncuları çift haneli sayılara ulaşırken Kaf-Kaf önemli bir galibiyet aldı. Bence Karşıyaka sabırsızlık içinde Play_Off’ta ki rakibini bekliyor!

TOFAŞ’ın inanılmaz sayıda top kayıpları ve birbirine saygılarını yitiren oyuncuların Ego’ları sayesinde İzmir ekibi galibiyet kolay ulaştı. Son çeyrekteki çabaları yetersiz kaldı.

Maçın MVP'si: Diebler 28.49 dakika, 17 sayı 1/2 ikilik, 5/8 üçlük, 4 ribaund, 1 asist.

İSTANBUL BŞB. 91-86 ROYAL HALI GAZİANTEP
23-21   27-32   18-12   23-21

Bu takımdan korkmayan var mı? Her kim ola maçın son dakikasına kadar kabus gibi rakibinin üstüne çöküyor. İkinci çeyrek biraz kötü oynayıp potasında 32 sayı görse de onlar için hiçbir şey fark etmiyor! Hangi takımdan bahsettiğimi anlatabildim değil mi?

Ligin başında küme düşmeye en büyük aday BŞB. si şu anda üst sıralara tırmanmak için müthiş bir uğraşın içinde. Kaybettiği birkaç sayılık maçları alabilse ilk beş içine girebilecek BŞB. si yine yapacağını yaptı ve son zamanların en büyük sürpriz takımını tartışmasız yenmeyi başardı. Bir ara % 82 lere kadar varan yüzde ile üçlük atan BŞB’de Vujacic ülkemizde oynadığı en güzel maçlarından birini sergiledi. Her pozisyonda kaliteli oyuncusu olan BŞB birbiri ile iyi anlaşan tavır ve başarılı oyunları ile rakipleri kim olursa olsun galibiyete oynayarak bunda oldukça başarılı oldular! Jenkins, Balazic, Markota, Stefenson’un çift haneli oyunları maçı almalarına yetti.

Royal son zamanların en formda takımlarından biri. Lorbek, Colloway, Gökhan, Jawad ile direndi ise de maçı kazanmaya yeterli olmadı.

Maçın MVP’si: Vujacic 36.55 dakika, 24 sayı, 6/8 ikilik, ¼ üçlük, 9/9 faul, 6 ribaund, 5 asist, 1 top çalma.

RÖNESANS TED ANKARA KOLEJİ 70-72 TÜRK TELEKOM
13-22   19-20   15-10     23-20       41-41 ribaund, 12-17 top çalma.

Yine son zamanlarda oynanan çok kritik bir maç. Ankara derbisi müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Son saniyelere kadar neticesi belli olmayan maçın özellikle son 10 saniye uzun süre unutulmayacak.

Evet maçın son 10 saniyesi, Tucker üçlük atarken faul kazanıyor. Faul çizgisine gelen Tucker kazandığı üç faulü atarsa TED’in maçı kazanma şansı çok fazla! Ancak Tucker ilk faulü kaçırıyor. İkinci faulü atıyor! Üçüncü faulü isteyerek kaçırıyor. Çünkü en azından ribaund alarak sayı kazanma şansı olabilir! Ancak bu mümkün olmuyor!

Ev sahibi TED’te Cevher, Lucas ve Tucker  çift haneli sayılara ulaştı ve iyi mücadele etti. çok ihtiyacı olmasına Derbiden başarılı çıkamadı. Korkulu dakikalar sürmeye devam ediyor.

Türk Telekom’da Barış yok, Mc Cauley ise sakat sakat oynadı. İnişli çıkışlı bir sezon yaşayan Türk Telekom Coachu Ercüment Sunter eski takımına galip gelebilmek için tüm gücü ile takımını en iyi şekilde yönetmeye çalıştı.

Barış’ın sakatlığında, Valters takımını çok iyi yönetti. Aynı zamanda 16 sayı ile önemli katkıda bulundu. Johnson ve Rakovic’te çift haneli sayılara ulaştı. Bu sene ribaund sayıları çok yükseldi. İki takımda 41 er ribaund aldı. Asistlerde ise 12-17 Türk Telekom üstünlüğü var. Neticede iki takımında yaptığı üst düzey mücadele seyretmeye layık düzeyde başladı ve bitti.

Maçın MVP’si, Carter 34.33 dakika, 21 sayı, 4/6 ikilik, 2/8 üçlük, 7/7 faul 6 ribaund 1 asist.

Haftanın Takımı :  Banvit ve NSK Eskişehir
Coachu :  Selçuk Ernak (Banvit) Greenberg (Nsk Eskişehir)
Oyuncu : Kartal Özmızrak (Nsk Eskişehir)
6. Oyuncu : Harris (Nsk Eskişehir)
Savunmacı :  Buckner (Muratbey Uşak Sportif)
Genç Oyuncu : Egemen Güven (Pınar Karşıyaka)
Beş : Şafak Edge (Banvit), Hardy (Trabzonspor), Diebler ( Pınar Karşıyaka), Carter (Türk Telekom), Haislip (Nsk Eskişehir)

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

29.HAFTAYA BAKIŞ!

28Nis

28.HAFTAYA BAKIŞ!

21Nis

27.HAFTAYA BAKIŞ!

17Nis
08Nis

25.HAFTAYA BAKIŞ!