22.HAFTAYA BAKIŞ!


Tüm dünya değişim içinde, ama ne yazık ki, basketbolda hala bazı tribün değişimini yapamadığımız için, kısır döngü içinde boğulmak üzereyiz! Yıllar yılı Victor Hugo gibi düşünmek istedim ve elime geçen her fırsatta “Ben güzellikler şairiyim” sözünden yola çıkarak:  Basketbol zarafet ile donanmıştır. Bu nedenle basketbolu anlatırken bol bol güzellikleri tanımlayıp basketbolu sevdirme planım harfiyen yolunda gidecektir diye düşündüm. Aslında bunda da emekçi dostlarla oldukça başarılı olduk

Seneler önce yola çıkarken hep “ Bu ülkenin ve gençlerin sporu basketboldur” dedim. Şehir, kasaba, köy, okul ulaşabildiğim her yerde bazen binlere bazen onlara, basketbolu tanıtmaya çalışırken, tek amacım vardı “Bir gün basketbolu tüm gençler tanıyacak ve onların kafasında, ellerinde basketbol büyüyecek. Basketbol bir “aşktır” oynayan da seyreden de ona aşık olur, diyerek oldukça yol aldık. Ama bir türlü kötü söylemlerin salonlardan uzaklaşmaması içimi acıtıyor!

Cumartesi Beşiktaş İntegral Forex maçı başlamadan salon içinde Beşiktaş adına anons yapan genç arkadaşım ve Lig Tv muhabiri Ejder birlikte yanıma gelerek “ İsmet Abi, bak ikimizin enteresan birer anısı var seninle ilgili; yıllar önce anonsçu arkadaş İzmir’de ilk okulda okurken onların okuluna, başka bir zaman biriminde ise, benim Zonguldak’ta okuluma seneler önce gelip panel yapmıştın, ortak paydamızı konuşuyorduk, basketbol sevgimiz bak bizi buralarda buluşturdu” dediler.

Çok keyifli bir andı! Her hangi bir yerde karşılaştığım nice kız, erkek arkadaşlarla gittiğim eski panellerden, ne denli kalıcı ve yaşam hikayeleri ile süslü basketbol sevgisinin aşılamaya çalıştığımın öyküleri bana ulaştırılıyor.

Bu sene başında Trabzon’a giderken uçakta tanışıp yeni bebeklerini sevdiğim genç evli çiftin evlerinde ayrı ayrı okullarında verdiğim panelde imzaladığım kitaplarımın olması ve çocuk sahibi olmalarına rağmen özellikle canlı yayınlanan ve bizlerin sunduğu basketbol maçlarını aynı heyecanla izlediklerini dinlemek gurur kaynağım olmuştu…

Basketbolumuz çok ama çok büyüdü,Milli Takımlarımızın her katmanında müthiş başarılara imza atarken, uluslar arası platformda Türk Basketbolu kendine çok iyi yer bulurken, kulüp takımlarımız her kupada çok önemli söz sahibi oldu. İşte yıllar yılı istediğim basketbol tablosu buydu!

Buraya kadar güzel ama ayırım yapmadan, basketbolumuz çok iyi bir seviyeye gelmesine rağmen, bu kötü davranış ve küfürlü ortam nereye kadar sürecek? Anneler, babalar üstüne edilen ağır küfürleri kim durduracak? Çok üzücü bu tablo ülkemize ve insanımıza hiç yakışmıyor! Nedir bu kin? Nedir Bu nefret? Basketbol zaferlerinin tadına varamadan yaşanan tatsızlıklar içimi acıtıyor.

Lütfen herkesi sağ duyuya davet ediyorum. Eğlence ve keyif almak için sporu seyretmek varken, bunun tadını yapılan kötü hakaretler ile berbat etmenin ne alemi var? Sporla yatıp kalkan “spor yapan” örnek bir ülke olmak için çaba sarf etmeliyiz. Birbirimize saygılı olmanın tam zamanı. Böyle kötü davranışlar anonslarla ve ağır cezalarla mı durdurulacak? Cezayı hak etmek ve cezayı aldıktan sonra bomboş tribünler bize ne kazandırır?

Türkiye olarak tüm katmanlarda, Milli takımlar ve kulüp takımları düzeyinde: Tek bir sefer büyük başarı bana göre yeterli başarı değildir! Esas olan hep oralarda bir yerlerde olmak! Hep şampiyon olmak değil ama o şampiyonalarda hep birkaç eksik veya fazlalıkla oralarda olmak gerçek “EKOL” olmaktır, “SPOR” ülkesi olmaktır. Basketbolda bunu başardık ve kalıcı yaptık ve devamını getirmemiz gerekli.

Bulunduğumuz çizgiyi yeterli görmeyip, EKOL OLMANIN YOLUNUN, sponsorlardan geçtiğini unutmamalıyız. Sponsorlar “kavga ve küfür” istemiyor. Bu nedenle sponsorları küstürmeden, daraltmadan, ürkütmeden basketbolun içine çekmeliyiz.

Her zaman söylediğim gibi “Büyük kulüp seyircisi ile büyük olur. Büyük takım sponsorunun harcadığı kadar oyuncu alabilir ve büyük olur”

MUTLULUK BİR YERDE VE HER YERDE

HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDEN

DÜNYAYI VE İNSANLARI  SEVMEKTİR……….

ALBERT CAMUS 

Eh hadi gelin, artık yeni bir haftanın maçlarını paylaşma vakti:

Beşiktaş İntegral Forex:64-65:Galatasaray Liv Hospital

16-15, 7-15, 14-13 ve 27-22

Son senelerin en kısır, en basketbol estetiği olmayan maçtı! Tam bir sokak basketboluna dönen maçın analizini yaparken önemli noktaları pas geçmemek gerekli!

Her şeyden önce Galatasaray Liv Hospital: Hani hep deriz ya: “Pişmiş tavuğun başına gelenler” samimi söylemek gerekirse, kim bilir? On yüz bin pişmiş tavuk bile az kalır bu yaşananlara! Ne zaman olayları anlatmaya kalksak “birçok sayfa tutar!” Ekonomik kriz, yabancı sayısının dolması! (Herhalde bu senenin en büyük pişmanlığıdır!) Gelenler, gidenler! Aralarda en iyisini yapmak mecburiyetinde olduğun Avrupa maçları hepsinin üzerine tüy dikti!

Pazartesi maç, Perşembe maç, Cumartesi maç! Avrupa’dan mecburi vazgeçiş olmasa! “yandı gülüm helva!” Puan cetvelinde bulunan kritik nokta ve alınması gereken maçların yolu hep “Derbilerden geçmesi” Fenerbahçe Ülker maçında nefes nefese geçen maçın ardından galibiyetle sonuçlanmasının sevincini yaşamaya vakit kalmadan Perşembenin gelişi!

Kızılyıldız maçının kaybedilmesi yanında olaysız geçmesi sevindiriciydi…Cumartesi dediğin nedir ki? Göz açıp kapanıncaya kadar geldi çattı. Hem de deplasmanda.

Beşiktaş İ.F. cephesine gelince: Deplasmanda Pınar Karşıyaka’yı yenerek bulduğu moralle maçın çok sert geçeceği mesajı peşinen veriliyordu. Dettmann yeni Coach ile Beşiktaş 7 tane üst üste alınan yenilgi üzerine Karşıyaka galibiyeti ilaç gibi gelmişti.

Beşiktaş seyircisi önünde “yaralı ve yorgun aslanı” yenmenin planları hazırdı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Galatasaray tüm maç boyunca hep kontrolü elinde tuttu. Oyuncularını daha tam olarak iyi tanıdığına inanmadığım Dettmann yanlış seçimlerle sahada tuttuğu beşler bir türlü isteneni parkeye yansıtamadı. Amstrong bu takımın pivotu olarak sezon sonuna kadar nasıl taşıyacak merak ediyorum? Bir türlü üstündeki acemiliği atamadı!

Bu arada Dettmann’ın takımını ve oyuncuların tanıması ve bütünleşmesi için zamana ihtiyacı varmış gibime geldi! Bu arada kartal kritik bir döneme giriyor. Dettmann’ın elini çabuk tutması gerekli. İyi bir teknik adam olduğuna inandığım Dettmann kendi kurmadığı takıma iyi basketbol oynatarak beklenen sıralamadaki yerine yakın yerlere çıkacaktır.

İtiraf etmeliyim ki! “5 artı 1 kuralına biz kulüpler ve hepimiz yabancıydık! Bu sene denedik ve hep birlikte seneye daha iyisini yapacağımıza inanıyorum.” En birinci şart lüzumsuz oyuncularla limitleri doldurmanın ne kadar yanlış olduğunu gördük!

Galatasaray’ı soracak olursanız! Bundan sonra Türkiye Ligi'nin belalısı olmak tek hedefleri! Herhalde çabuk çabuk ve bavulu açılmadan gönderilen yabancılar ile doldurulan kredinin sancısını fena çekiyorlar!

Tam bir sokak oyunu şeklinde geçen maçta Kerem Gönlüm ve Doğan Şenli’nin, sakatlanmaları yüreklerimizi hoplattı. En kısa zamanlarda sahalara dönmeleri en büyük dileğimiz.

Kısır maçın en güzel hareketi yine Carter’dan geldi. Yaptığı smaç iyi basketbol göremediğimiz maçta resmen “kremaydı”.

Bu arada Carter senelerdir ikinci liglerde oynadı! Kimse bu adamın farkına bile varmadı! Pahalı olmayan oyuncularda lige renk verebilir değil mi?

İtiş kakış halinde geçen maçın detayları “Keşke bitip gitsek di!” Birde tatsız söylemler!

Maçtan sonra Doğan Şenli’yi hastane dönüşü gördük gayet iyiydi. Kerem Gönlüm ise maç gecesi saat 2-3 sularında evine dönmüş şimdi dinleniyor. İkisine de büyük geçmiş olsun Allah onları ailelerine bağışladı.
 

Maçın MVP'si: Carter, 33.40 dakika, 4/8 ikilik, ½ üçlük, 1/2  faul, 6 ribaund, 2 asist.

Fenerbahçe Ülker:91-89:İstanbul BŞB.

17-25, 22-20, 17-19 ve 22-15

Hiçbir şey kolay değil! Hele Türkiye Basketbol Ligi işin en zor tarafı! Gerek Ivkovic, gerekse Obrodovic kariyerlerinin en zor senelerinden birini yaşıyorlar! Senelerce Yunanistan’da çalıştılar hiçbir sezonları böylesine çekişmeli geçmemiştir. Özellikle son senelerde Panathiniakos ve Olympiakos ikilisi finallerin abonesi olmuşlardır. Gerisi teferruat! Bilirsiniz, bir çok maçta Obrodovic kenarda otururken, Ituidis maçı yönetirdi.

Fenerbahçe Ülker Avrupa Kupasında en zor maçlarından birini oynamadan önce Galatasaray Ülker’e yenildi, ardından Olympiakos’a evinde yenme başarısı göstererek büyük ihtimalle grubunu birinci bitirebilir. Pire’de oynanan maç basketbol tarihimize Fenerbahçe zaferi olarak geçecek çok önemli bir maçtı. Obrodovic ve oyuncular öylesine maçı istediler ki, galibiyetten başka yolu yoktu ve öyle oldu.

Eğer böyle giderse Türk Basketbolu Avrupa’nın zirvesinde olmanın hazzını hep birlikte hissedeceğiz. Obrodovic, bunun için gelmişte ve ikinci senesinde bunu fazlası için yerine getiriyor.

Pazar akşamı ise daha birkaç haftalar önce küme düşme hattında boğuşan İstanbul BŞB. karşısında inanılmaz terledi! Uzatmada minicik farklılıkla yenmeyi başardı. Maçı kaybeden BŞB. Eğer son anda tek maç genelinde ise 12 faul kaçırmasaydı deplasmanda ligin zirvesini karıştıracak bir galibiyet alabilirdi.BŞB sinin oynadığı basketbol harika! Sahi yeri gelmişken söylemek istiyorum 5 artı 1 kuralı olmasaydı BŞB. sahaya hangi Türk oyuncularla çıkıp hangi oyuncularla Fenere kafa tutacaktı?

Goudelock inanılmaz oynadığı maçın yıldızıydı, Bjelica yine takımın en güveniliri oyuncusuydu. Her zaman ki, gibi Bogdonovic ve Vesely galibiyette önemli katkıları oldu.

Obrodvic maç sonrası “ Oyuncularımın maç maç konsantrasyonu dağılıyor! Keşke tüm oyuncularımı rotasyona sokabilseydim! Belli oyuncularım çok yoruluyor ve ben onları oynatmak mecburiyetindeyim.” Dedi.

Tamamen doğruyu söylerken Türk Basketbolunun ne denli zorlu bir lig olduğunun belgesini hep birlikte izledik.

Wright, Jenkins, Balazic, Stepheson, Dusan Cantekin’in müthiş mücadelesi alkışı hak ediyordu. Tüm istatistiklerde baş başa oynayan BŞB. gerçekten maçı en az Fenerbahçe Ülker kadar hak etti.

38-39 ribaund, 18-17 asist, 2-7 top çalma, 7-11 top kaybı ve sonuç ortada son topta maç Fenerbahçe Ülker’in olurken İstanbul BŞB. oynadığı basketbol ile herkesi kendilerine hayran ettiler.

Maçın MVP'si: Goudelock 36.19 dakika, 24 sayı, 4/8 ikilik, 4/9 üçlük, 4/4 faul 3 ribaund, 3 asist.

Anadolu Efes:73-81:Rönesans Ankara TED Koleji

18-20, 16-15, 19-24 ve 20-22

İlk önce yabancı oyuncu konusu:

Yola çıkarken yeni kuralların ağırlığı iyice hissedilen takımlarımızın yabancı oyuncu seçerken çok dikkat etmeleri gerekli. 5 artı 1 kuralı iyi hoşta birçok sorunu birlikte getiriyor! Basketbol takımının değişik yerlerinde oynatmak için getirilen oyuncu birlikte birçok sorunu da birlikte getiriyor.

İlk önce Türkiye şartları, sonra takımın ekonomik durumu, arkadaş ve teknik ekiple anlaşması derken oynanan maçların gerginliği ile birlikte oluşan ortamda ayakta kalmak gerçekten kolay değil! Yaşadığı ortam, şehir ve sosyal etkinlikler! Tümünü iyi seviyeye çekmek ve başarılı oyunları beklemek! Bu saydıklarımın yanında özellikle takım arkadaşları ile sağladığı uyum çok önemli! En önemlisi yapılan anlaşmalar gereği, ödemelerin gününde yapılması ve neticede Profesyonel kurallarının içinde yaşarken takımına önemli katkılar sağlamak!

Bunlardan bazıları yerine gelmeyince yaşanmaya başlayan tatsızlıklar takıma yansıyor. Sorunlar çözülmeyince yollar ayrılıyor! İşte minik bir örnekte Rönesans TED Ankara Koleji’nden Green: Sezon başından itibaren en çok asist yapan, önemli sayılar atan Green’e buralar dar gelince İtalya’ya kadar uzandı! Bence çok iyi olmadı! Ancak her gün problemlerle uğraşıp, takımına destek veremeyen veya faydalı olamayacak oyuncularla yolların ayrılması çok doğal. TED yönetimine kolay gelsin. Maça gelince:

TED daha ilk dakikadan itibaren Green’sizde çok iyi oynayacağını ispat etti. İyi savunma, koş koş ve rakip potaya çabuk atılan toplarla yıldırmaya çalıştılar. Hele tam sahadan oyun kurmasını engellemek için Efes’li oyunculara yapılan pres “cuk” oturunca, ilk çeyrek ve devreyi önde bitirdi. Anadolu Efes 2/8, TED ise 3/9 üçlük oldukça düşük istatistik.

Anadolu Efes’te ise Kristic ve Furkan’ın sakatlığı nedeniyle tribünde olması Ivkovic’in elin kolunu bağladı. Buda yetmezmiş gibi Lasme’nin maske ile oynaması işin tuzu biberi. Basketbolda büyük, küçük takım hatta puan cetvelinin sıralamaları oynanan maçın neticesi bitiş düdüğüne kadar bilinmez olarak kalıyor.

İkinci yarı:  Türk Basketbolunda bu kadar yabancı varken TED başantrenörü Burak Gören takımını o kadar iyi basketbol oynuyor ki, hayranlıkla izledim- izledik. Burak Gören geleceğin en önemli Coachlarından biri olacağını bir kez daha kanıtladı.

Burak Hoca en önemli oyun kurucusunu kaybetmesine rağmen panik yapmadan, Ivkovic karşısında müthiş bir galibiyete imza attı. Obrodovic bir yandan Ivkovic bir yandan Türk Basketbol Liginin gücünü her geçen gün biraz daha hissediyorlar!

Obrodovic bir gün önce son saniyede kaçan faulle uzatma ardından kazanılan maçtan sonra Ivkovic o kadar şanslı değildi. Çünkü Rönesans TED Ankara Koleji bileğinin hakkı ile harika oynayan oyuncuları ile söke söke maçı aldı götürdü! Efes’in küçük maçlarda büyük oynayan oyuncuları da suskun kalınca yenilgi kaçınılmaz oldu!

Ivkovic seneye oluşturacağı kadroda kimleri tutacağına daha şimdiden karar vermiş olmalı! Kısaca Obrodovic ve Ivkovic için kabus gibi bir hafta sonuydu!

Mustafa Baygül: Geleceğin önemli oyuncusu olmaya aday anacak o kadar gereksiz işlerle uğraşıyor ki, takımına zarar veriyor. Aslında TED’e kötü oynayan yoktu. Hele Tucker 30 sayı atarak inanılmaz başarılı oldu.

Maçın MVP'si: Tucker 30 sayı 

Türk Telekom:66-83:Pınar Karşıyaka
18-23, 14-18, 21-26 ve 13-16

Türk Basketbolunda Başkentin temsilcisi inişli çıkışlı sezonunda yine kriz dönemini yaşıyor! 66 sayı hiç yakışmadı! Bu kadar kısır olmanın tek nedeni Carter’ın sakatlığı olamaz! Takım olarak pek bir varlık gösteremez evinde kolay teslim olur ve tüm çeyreklerden yenilgi ile çıkarsan maçı kendi ellerinle teslim edersin!

Pınar Karşıyaka ise artık otomatiğe bağladı. Göze hoş gelen basketbolu oynamak onların işi. Avrupa maçının ardından idman havasında geçen kırk dakikada tüm oyuncularını oynattığı gibi 10 oyuncusundan sayı katkısı buldu. Akıllı yatırım iyi kadro oluşturmak ve bununla başarılı olmak Kaf-Kaf ve Ufuk Sarıca’nın büyük başarılı oldu.

Ufuk gerçek bir fenomen olma yolunda hızla ilerliyor. Duruşu tavrı ve her şey kazanmaktan geçmediğini iyice belleyip, “adam gibi adam ve baba Coach” Ufuk Sarıca uzun yıllar adını en üst sıralara yazdıracaktır. Tüm kulüplerin yöneticilerinin ve taraftarının kadrosunda görmek istediği hoca olmanın yolu kolay kat edilmiyor.

47-43 lük T. Telekom’un ribaund üstünlüğünden ben bir şey anlamadım! 14-23 asist, 14-6 top kaybı ve 3-8 top çalma istatistikleri hep Kaf-Kaf’ın lehineydi! Bu sene Ufuk Sarıca ve öğrencilerinden her türlü sürprizi bekleyebilirsiniz!

Ercüment Sunter’in  maç sonrası bizzat bana ulaştırdığı: Carter yoktu maç başı top kaybettik ama Pınar Karşıyaka Türkiye’de en iyi basketbol oynayan birkaç takımdan biri. Birbirini tanıyan ve nerede ne zaman olacaklarını bilen oyuncular. Ufuk Sarıca iyi bir teknik adam. Bu takım Avrupa’da kupa kaldırabilir.

Maçın MVP'si: Diebler 25.09 dakika, 17 sayı, 1/1 ikilik, 5/10 üçlük, 3 ribaund, 3 asist.

NSK Eskişehir Basket:89-81:Banvit

25-20, 10-26, 25-13 ve 29-22

Bence bu sezon puan cetvelinin üst sıralarında bulunan takımlar kadar küme düşmeyi içinde hisseden ve bunu tüm ülke insanının bellediği, NSK Eskişehir’de kendisinden övgülerle bahsedilmeyi hak ediyor. Greenberg ve Kulüp yöneticileri : “Kartal Çok akıllı, çalışkan ve korkusuz önü çok açık Efes’li gençler gibi Türk basketbolunun kazancı olacaktır” Ben değil onlar diyor…

NSK Eskişehir’in tüm maçları heyecan fırtınası halinde geçiyor! Rakip kim olursa olsun Eskişehir asla kolay teslim olmuyor!  Nice maçlar son saniyelerde ucundan kaçtı kaçıyor! Her kim rakip takım olursa olsun! Maçın bitiş düdüğüne kadar resmen “dar nefes” oluyor!

İşte o günlerden biri! Coach Selçuk Ernak’ın gelişi ile savunma da 60 lı sayılarda rakibini kilitleyen BANVİT’in karşısında nasıl bir skor alacağı merak konusuydu!

Bu yetmezmiş gibi son günlerde disiplinsiz davranışları nedeniyle bir haftalığına kadro dışı kalan Harris’de takımda yok” Ama NSK Eskişehirli oyuncular yapacağını yaptı! Hem de nasıl!

Takım halinde, 17/32 ikilik, 8/23 üçlük, 11/15 faul atarak BANVİT gibi önemli bir takımı yenmeyi başardılar. Kartal Özmızrak bence yeniden doğdu ve şu anda pozisyonunun en iyi oyuncularından biri olmak üzere. 27.30 dakika oyunda kalıp takımını çok iyi oynattığı için  kutluyorum. Demek ki, kural mural palavra!

Clippers ve Knicks’te asistanlık ve Radford Ünv. Coachluk yapan Brad Greenberg’in daha önce iyi bir öğretici olduğunu söylemiştim. Hem iyi bir eğitici, hem disiplinli hem de oyuncularına kendini sevdiren teknik adam aldığı görevi öylesine yerine getirmek istiyor ki, bu bence müthiş bir örnek ve bundan sonra Türk Basketbolunda bir devrimdir!

42 – 34 ribaund, 19-16 asist, 16-8 top kaybı tüm üstünlükler Eskişehir’de.

Maçın MVP'si: Walsh 37.03 dakika, 25 sayı, 4/6 ikilik, 5/10 üçlük, 2/3 faul, 11 ribaund, 3 asist

Royal Halı Gaziantep Basketbol:69-51:Tofaş

12-13, 14-10, 18-19 ve 25-9

Yukarıdaki rakamları iyi incelersek şunu net bir şekilde görürüz:

Üçüncü çeyrek biterken TOFAŞ’ın attığı sayı 42 düşünün sezon başından beri TOFAŞ’ın hiçbir maçta bu kadar köşeye sıkıştığını görmemiştim. ROYAL’in bu yıl yaşadığı basketbol yolculuğunda çok enteresan durumlar var! Örneğin tam 5 maçı son saniyelerde son atışlarda kaybetti. Ya da daha ironi yaparsak eğer maçlar 39 dakika üzerinden oynansaydı bugün ROYAL’ın tam 13 galibiyeti olacaktı. Bir ara sakatlıklar nedeniyle zor durumda kalıp üst üste maçlar kaybettiler. Ancak tam takım sahaya çıkmaya başladıklarından  oynadıkları 5 kaçın 4’ünü kazanarak büyük bir çıkış yakaladılar.

Türk oyuncularından önemli katkılar alan ROYAL yeni transferi Gagic’in da katkısı ile çok ligde herkesin ürktüğü bir takım oldular. Gaziantep basketbol adına önemli bir kale oldular.

Maçın MVP'si: Higgins 19 sayı, 6/9 ikilik, 0/1 üçlük, 2/2 faul, 7 ribaund, 1 asist.

Trabzonspor Medical Park:67-75:Darüşşafaka Doğuş
14-22, 22-18, 13-23 ve 18-12

Her sene inişli çıkışlı sezonlar yaşayan, küme düşüp pes etmeyen Trabzonspor bu sene öyle bir çıkış yakaladı ki, birden bire kendini Fınal-Four’da buldu. Hatta “buda yetmez” diyerek, organizasyonu Trabzon’a almaya çalışan yönetimi kutluyorum. Gerçekten Trabzon’un artık basketbol şehri olmasına az kaldı. Trabzon halkı şanslar iyi giderse birde şampiyon olarak kupayı kaldırırlarsa işte o zaman tamam.

Avrupa maçı öncesi ve sonrasında ne yazık ki, büyük dalgınlık yaşayan bir türlü oynadıkları oyuna kendilerini veremeyen oyuncular maçta gerekli direnci gösteremediler. Evlerinde iki maçı üst üste kaybettiler.

Darüşşafaka Doğuş ise 4. maçı birbiri ardına kazanmayı başardı. Bu sene Avrupa’da oynamadığı için tüm haftayı ligdeki oynayacakları maça hazırlanan Daçka için önemli bir deplasmandan hasarsız olarak evlerine dönüyorlar. Göksenin iyi savunması ile Oktay Mahmuti’nin jokeri olarak sahada yer alıyor.

Darüşşfaka Doğuş puan cetvelinde emin bir yerlere ulaşıp Play-Off’larda ki, rakibini bekleyecek. Sezon başından beri söylediğim sözü tekrarlıyorum. Daçka şampiyonluğun en önemli adayıdır final oynarsa kimse şaşırmasın.

Maçın MVP'si: Farmar 31.50 dakika, 14 sayı, 4/5 ikilik, 1/6 üçlük, 3/3 faul, 6 ribaund, 5 asist, 3 top çalma.

Torku Konyaspor Basketbol:89-86:Muratbey Uşak Sportif

25-24, 22-13, 22-28 ve 20-21

Bazen dilimde tüy bitiyor, ligimizin bazı maçları hariç tamamı final havasında geçiyor. Hele TORKU son dört maçında birer basketle ya kazandı ya kaybetti. 1-Galatasaray’a 81-80 kaybetti, 2-İstanbul BŞB. karşı 85-82 kazandı, 3- Rönesans TED’e karşı 87-90 kazandı, ve 4. Maçta 89-86 Murat Bay Uşak’a karşı tek basketle kazandı.

Tüm çeyreklerde büyük çekişme vardı. Zaman zaman Uşak öne geçti, ancak Rasic bu maçta kariyerinin en güzel maçlarından birini oynadı. Devries, Sean Williams çok iyi mücadele ederken, Buckner ve Warrick’in maç boyunca yaptıkları karşılıklı sert savunma gerginlik seyircilere heyecanlı dakikalar yaşattılar. Diğer maçlara nazaran oyunun son 11 saniyesinde Rasic’in üçlüğü maçın kaderini tayin etti.

Uşakta Jelinek geldiğinden beri en büyük başarısına imza attı. Buckner, Hakan, Fells maçı alabilmek için çok direndiler.

Maçın MVP'si:Rasic 24.52 dakika  22 sayı, 4/5 ikilik, 3/6 üçlük, 5/6 faul, 1 ribaund, 1 asist.

HAFTANIN TAKIMI : GALATASARAY LİV HOSPİTAL, RÖNESANS TED ANKARA KOLEJİ

COACHU                  : ERGİN ATAMAN (GALATASARAY LİV HOSPİTAL), BURAK GÖREN (RÖNESANS TED ANKARA KOLEJİ)

OYUNCU                  : GOUDOLACK (FENERBAHÇE ÜLKER), TUCKER(RÖNESANS TED ANKARA KOLEJİ)  

6.OYUNCU               : KEREM GÖNLÜM (GALATASARAY LİV HOSPİTAL), RASİC
(TORKU KONYA BASKETBOL)

GENÇ OYUNCU       : KARTAL ÖZMIZRAK (NSK ESKİŞEHİR)

SAVUNMA               : PATRİCK YOUNG (GALATASARAY LİV HOSPİTAL),

BEŞİ                         : GÖKSENİN(DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ),  DIEBLER (PINAR KARŞIYAKA), CARTER(GALATASARAY LİV HOSPİTAL), WALSH (NSK ESKİŞEHİR),  BJELİCA(FENERBAHÇE ÜLKER)

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

29.HAFTAYA BAKIŞ!

28Nis

28.HAFTAYA BAKIŞ!

21Nis

27.HAFTAYA BAKIŞ!

17Nis
08Nis

25.HAFTAYA BAKIŞ!