20.HAFTAYA BAKIŞ!


Bir yandan Avrupa’da boy gösteren takımlarımız inanılmaz mücadeleler verirken, Türkiye Basketbol olarak hiçbir dönem bu kadar kendini hissettirmemişti. Bu Anadolu Efes’in üst üste Avrupa’da final oynayıp ardından kazandığı Koraç Kupası hatta kapısından döndüğü ve sonralarda gittiği Final-Four’lar konu dışı kalıyor.

Anadolu Efes bir zamanlar tek tabanca Türk Basketbolunun abidesi olarak Avrupa’yı talan ediyor ve tribünlere kendisini desteklemek için üç büyük takımın taraftarını da çekiyordu. O zamandan sonra kısa süreli durgunluk ve bu sene verilen 5+1 kararı ile birlikte sadece ligimizin değeri ve heyecanı değil aynı zamanda Avrupa Kupalarında daha bir güç gösterisi yapar olduk. Finallerden hatta bunun neticesinde kazanılacak kupalardan büyük moral bulacağız.

 

Üç kupada birden çok iddialı durumdayız. Hem de birkaç takımla birden. Neyse şimdilik bizim maçlara dönelim. Çünkü maç yorumları içinde Avrupa maçlarına da değineceğim.

FENERBAHÇE ÜLKER 70-62 PINAR KARŞIYAKA
26-16, 7-12, 20-20 ve 17-14 39-38 ribaund - 11-13 asist.

İki sezondur basketbol adına bir yandan Avrupa’nın en iyi ve kariyerli teknik adamı Obrodovic’in getirilmesi, bir yandan rüya gibi bir takımın kurulması düşleri, dünyanın en güzel salonu ÜLKER ARENA ile bütünleşmesi ile hayaller gerçekleşti.

Geçen sene Avrupa’da yeterli yol kat edilmemesi herkesi üzdü. Bu sene ise hem lig hem de Avrupa’da zirve yarışı tüm sevenlerini mutlu ediyor. Buraya kadar her şey çok güzel!

Obrodovic öyle bir beş sahaya sürdü ki, Pınar Karşıyaka nereden geldiğini şaşırdı! Bir anda Fenerbahçeli oyuncular kendi potalarını geçilmez kıldılar. İlk çeyrek 26-16 bitti. Ancak Obrodovic’in yaptığı rotasyon ile ikinci çeyrek sanki siyah ile beyaz kadar farklı bir çeyrek istedik ve 7-12 bitti. Bu çeyrekte Pınar Karşıyaka biraz daha gayret etse skor bambaşka olabilirdi.

Üçüncü çeyrek her şey birbirine eşti devam etti. Ama gerçekten çok güzel ve kaliteli geçmesini beğendiğim maç bir türlü beklediğim tadı vermedi. Son çeyrek yine kafa kafaya geçerken istatistikler hiç iç açıcı değildi! Fenerbahçe Ülker’de maç sonunda Goudelock 2/5 ikilik, 0/5 üçlük, Bogdonovic 1/6 üçlük, Bjelica 0/2 üçlük.

Pınar Karşıyaka’da ise Dixon 0/4 üçlük, 1/3 ikilik, Diebler 1/5 üçlük, Yunus 1/5 ikilik, 1/5 üçlük, Strawberry 0/3 ikilik, 1/3 üçlük daha da var ama bu kadarı yeter dedim! Kısaca adı büyük ve büyük beklentilerle izlemeye, yorumlamaya çalıştığım maçın bitiminde basketbol adına güzel şeyler söylemek isterdim ama ancak o kadar!

MAÇIN MVP’si: Savunması ve en yüksek yüzdeli hücum oyuncusu Hickman 23.19 dakika 14 sayı, 4/5 ikilik, 1/1 üçlük,  3/6 faul 1 ribaund, 3 asist.

ANADOLU EFES 77-75 GALATASARAY LİV HOSPİTAL
17-21, 20-18, 25-25 ve 15-11

Yıllarca hayranlık içinde izlediğim Ivkovic’i bazen tanımakta zorluk çekiyorum. İlk önce Laboral maçı! Her maçın kendine göre bir havası vardır. Her maçın ayrı bir stratejisi vardır. Ivkovic teknik adam olarak kariyerinin büyük bölümünü başarılarla donatmıştır. Bu başarılarının ardında yönettiği takımların tamamının özelliği “iyi savunma” yapan kadrolardan oluşturmasıdır!

Çok merak ediyorum Bjelica acaba Ivkovic’ten kazandığı bu krediyi hak ediyor mu? Akraba falan değil! Hiç bilmem samimi değilim, karşılıkla çay bile içmedim ama Draper boy farkına rağmen Bjelica’dan on misli daha bu takıma layık!

Laboral maçının ilk yarısında 50 sayıyı potada gördükten sonra “bu fark nasıl kapanır?” diye kara kara düşünürken, aslında farkın açılmasında “Bjelica, Saric, Huertal” üçlüsünün (savunma etiğinden nasiplenmemiş oyuncular) ile oynayınca olmadı, bin kerede olmaz!

Huertal’ın savunduğu Sinan son saniyede elini kolunu sallayarak potaya yüklendi girse maçın sonunun ne olacağını kimse bilemez! O anlarda ve daha büyük bölümde Efes’in savunma bakanı Doğuş neden oyunda değil!

Tamam saygı duyuyorum ve Türkiye’ye gelmesi ile müthiş gururlandığım Ivkovic bazen kendisinden hiç beklemediğim hataları yapıyor. Mutlaka bir bildiği vardır diyeceğim ama içinde yaşadığımız basketbol netice oyunu! Galip geldiğin sürece varsın! Aman koca usta sen yapma! Bizleri hep olumlu şaşırt. Bu gençler senin sayende Türk Milli Takımını oluşturacak ve başarı ile temsil edecek. Senin hep eleştirdiğimiz “OVER” işler yapmana gerek yok! Allah aşkına geçen sene eleştirdiğimiz asistanın Vangelis bile Kristic’i bu savaşın dışında tutmazdı!

 

Ahmet Çakı inanılmaz bir ders almıştır sanırım di mi ama! Ahmet kardeş sen olsan böyle hayati bir maçta Bjelica’mı? Kristic mi? sorusuna ne cevap verirsin? Bu konu kulağına küpe olmuştur sanırım!

Galatasaray Liv Hospital eksik, zayıf ve yaşadığı ekonomik krizden etkilenmiş olabilir! Ancak Ergin Ataman ve öğrencilerinin “gurur savaşında asla kolay teslim olmayacağını” çok iyi bilmesi gerekirdi. Kristic gibi üç saniye devini tribüne yollayıp, bu maçın en tartışılan ismi Bjelica’yı sahaya sürmek hiç ama hiç normal gelmedi bana! Takımlar sahaya çıktığından inanılmaz şaşırdım! Asistan Coachlar ne iş yaparlar? Ben onların yerine olsam kapısında yatarım yeter ki böyle bir kritik maçta Kristic oyunda olsun! Nitekim maçın büyük bölümü boyalı alanın içinde oldu ve maç asla kopmadı. Maçın kaderi üç saniye bölgesinden belirlendi!

Anadolu Efes boyalı alandan 19/38, Galatasaray ise 22/43 pozisyon kullandı! Kristic tüm bu dengeleri bozacak kadar form kazanmıştı! Ivkovic eline geçen Avrupa ve Türkiye şansını en iyi şekilde kullanmak mecburiyetinde. Çünkü bu ülke basketbolu onunda katkısı ile atladığı sınıfları bir bir geçerek daha büyük noktalara ulaşır.

Galatasaray Liv Hospital ise 7 kişi ile tarih yazdı. Bir an olsun maçtan kopmadı. Gücü belli olan Galatasaray maçı alma noktasına defalarca geldi. Ben ekran başında seyrederken ve yorumlardan çalınan düdüklerin tartışmaya çok açık olduğu ve ibrenin Sarı- Kırmızılıların aleyhine olduğunu gördüm.

İnanıyorum ki, hakem dostlar seyredince çalınan düdüklere kendileri de şaşıracaklardır!

Maçın son anlarında başta Heurtel ve takım arkadaşlarının art arda kaçırdıkları fauller maçı rakibine sunma noktasına getirip maçın sonunda “tek top kader anıydı!”

Emircan’ın eline gelen ilk topu büyük bir öz güvenle rakip potayı göndermesi! Furkan’ın maçın en can alıcı noktalarında attığı smaç ve üçlüklerle maçın kaderini değiştiren oyuncusu oldu. Janning ve Lasme vaz geçilmez oyuncular inanılmaz mücadelenin hep içinde oldular. Nedense Perperoğlu bir türlü oyuna giremedi! Saric iyi niyetle mücadele ediyor.

Galatasaray Liv Hospital ise daha önce söylediğim gibi (tüm basketbol camiasına ders verir gibi) 7 kişi ile harikalar yarattı. Carter bu takıma tabiri caiz ise ilaç gibi geldi. Hem savunmada yaptığı blokla hem hücumda varlığı ile takımın en önemli jokeri oldu. (Mutlaka kayan ayakkabılarını değiştirmeli)  Uzun bir süredir düşünüyordum ama bu günlerde iyice emin oldum ve şöyle bir düşünce ile yüksek sesle itiraf ediyorum: “Carter bu ülkenin basketbol temsilcisi gibi. Hem alt sıralardan başlayıp en üstte mücadele vermenin temel esaslarını ders niteliğinde herkese sunarken Carter hiç düşünülmeden Türk Pasaportu çıkarılıp Milli Takıma alınmalı.”

 

Young müthiş bir transfer her şeyini takımına veriyor. Sinan son topu atsa belki maç uzayacaktı, girmedi ama Sinan resmen altın yılını yaşıyor. Erceg maç başında tutuktu. Sonunda açıldı, Ender sakat sakat üç kişilik oynadı, tam bir baba oyuncu gibi Arroyo’yu aratmayacak oyunu sergilemeye çalıştı ama böyle zorluk derecesi yüksek maç insanı yorgunluktan bayıltıyor! Micov hiç renk vermeyen yüz hatları ile “buz adam” gibi durup, inanılmaz mücadele etti. Kerem Gönlüm sahanın en genç oyuncusu gibi elinden geleni yaptı.

 

MAÇIN MVP’si: Furkan Aldemir 9.01 dakikada sahada en kritik sayılara ulaştı. 2/2 ikilik, ½ üçlük,   1/2 faul, 5 ribaund, 2 asist.

BEŞİKTAŞ İNTEGRAL FOREX 65-72 TOFAŞ
12-20, 15-19, 17-10, 21-23 35-40 ribaund, 11-13 asist, 3-5 top çalma, 12-9 top kaybı

Çok moda bir söz vardır! “Ne olacak bu Beşiktaş’ın hali?” Bu gidiş iyi gidiş değil! İnanılmaz bir dağınıklık söz konusu! Bu birkaç aydır yaşanan maddi krizle de, ilgilimi bilemem ama ürkütücü bir durum Kartal adına! Bu sadece Beşiktaş’a gönül verenlerin değil, tüm basketbol severlerin  üzüntüsü oluyor. Sezona tabiri caiz ise tek kelime “bomba” gibi başlayan Beşiktaş’a ne olduğunu herkes merak ediyor!

Ligimizde kolay takım yok! Kimse puan cetvelindeki durumuna bakıp rakiplerini küçümseyemez! Eskiden birkaç hafta sonra puan cetvelinin geleceği belli olurdu! Şimdi kim kimi favori görüyor? Kim kimi nasıl ve ne şekilde yenecek?

TOFAŞ bu sene yaşadığı inişli çıkışlı durumundan kurtulmak için tüm gücü ile rakip kim olursa olsun saldırıyor! Yeni teknik adam yeni umutlar ve puan cetvelinin üst taraflarından iyi bir yeri parsellemek istiyorlar. Büyük umutlarla geldikleri İstanbul’dan beklediklerini fazlası ile aldılar!

Siyah-Beyazlıların cephesinde Holland, Lofton ve Engin’in olmaması büyük kayıp. Johnson gibi bir oyuncunun 16.10 dakikalık sürede 1 sayı ile çıkması çok anlamlı!  Kendi sahasında hiçbir çeyrek önde bitirmeyen Beşiktaş için zor maç çok sevimsiz bitti!

35- 40 farklı ribaund savaşı TOFAŞ’ın 11-13 asist, 3-5 top çalma, 12-9 top kaybı! Her türlü istatistik TOFAŞ’tan yana! Elanu, Erol Çinko, Qvale sayı yükünü çekerken!

MAÇIN MVP’si, hem takımını iyi yönetti hem önemli sayı katkısı sağladı. Dashuan Wood 28.43 dakika, 13 sayı 4 ribaund, 4 asist.

ROYAL HALI GAZİANTEP BASKETBOL 69-72 DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ
21-16, 13-20, 16-18 ve 19-18 34-46 ribaund

Son zamanlarda  yükselen basketbol formu ile çok iyi bir takım olan Royal evinde konuk ettiği Daçka’ya zor anlar yaşattı. Royal bu sezon başından beri tam beş maç evet, dile kolay tam 5 maç son saniyede, son topta maç kaybetti!

Kötü giden kaderini değiştirmek için her maç olduğu gibi hedef maç gözetmeksizin Daçka maçına da, müthiş asıldı. Maçın bitmesine 50 saniye kala 8 sayı Royal önde girdi. Sonra fark eridi, Royal iki hücum boş döndü. Son bir saniye kala Lucas üçlük atarak maça adını yazdırdı.

Stevic’in sayısız çıkması büyük kayıptı. Lakovic, yeni oyuncu Gagic, Colloway, Higgins, Williams çok didindiler ama “son saniye sendromu bir kez daha Royal’ın yakasına yapıştı.

 

Daçka’da ise Farmar, Ersin Dağlı sayı yükünü çekerken, takımda Vidmar, Brown yeterli katkıyı sağlayamadı!

MAÇIN MVP’si: Son saniye üçlüğü ile maçı aldı. Jamon Lucas 23.33 dakika, 15 sayı, 4/8 ikilik, 1/1 üçlük, 4/4 faul, 5 ribaund, 3 asist, 1 top çalma

BANVİT   77-64    MURATBEY UŞAK SPORTİF
13-15, 22-14, 25-17 ve 17-18 37-33 ribaund, 23-6 asist, 11-8 top çalma.

Bu seneki teknik adam fırtınası hiçbir sezon gerçekleşmedi! Tüm takımlarımıza yabancı coach gelirken BANVİT kendi yuvasında yıllardır emek veren Selçuk Ernak’ı takımın başına geçirdi. Dilerim çok başarılı olur. Türkiye’nin içinden yetişmiş ve başarılı olmuş kendi teknik adamlarına ihtiyacı var. Beşiktaş’ta uzun süre yerli teknik adam için direndi ama olmadı. İnanın bunda Beşiktaş yönetiminin suçu yok!

Selçuk Ernak’ın ilk sınavında Muratbey Uşak Sportif maçı vardı. Özellikle ikinci yarı BANVİT çok ağır basarak maçı aldı. Aslında maç basketbol verisi olarak olumlu değildi! Çok tatsız tuzsuz bir maç oldu. Selçuk Ernak yakında oyuncularına kafasındaki basketbolu oynatırsa daha heyecan verece maçlar izleriz.

Uşak takımını basketbol olarak Carter’dan önce ve sonra diye değerlendirmemiz gerekli! Takım içinde iyi bir ahengin olduğunu söylemek mümkün değil! Bireysel direnişlerde yeterli değil!

MAÇIN MVP’si: Dragicevic 18.40 dakika, 10/11 ikilik, 4/4 faul, 4 ribaund, 1 asist, 2 top çalma

TÜRK TELEKOM 81-100 TRABZON MEDİCAL PARK
21-22, 14-22, 20-27 ve 26-29 28-34 ribaund, 13-22 asist, 7-11 top çalma, 19-15 top çalma

Türk Basketbolunda var olma savaşı veren iki takımımızın önlenemeyen yükselişinde bu kez ikisi karşı karşıya geldi. Basketbol adına ne kadar güzellik varsa sahadaydı. Özellikle Trabzon cephesinde önemli bir gelişme oldu. Sezon ortasında gelmesine rağmen basketbol takımı ile müthiş işler başaran Coach Nenad Markovic ile yönetim 2 senelik daha anlaşma yaptı. Bu hem Markovic’in biran evvel huzura kavuşması hem de iki cephede birden savaş veren oyuncularına büyük moral oldu. Markovic ilk senesinde takımı ile Avrupa Kupası kazanması inanılmaz ses getirir. Futbolla yatıp kalkan Trabzon halkı her maçta basketbol salonlarını dolduracaktır. Zaten özel basketbol seyircisini her maç görmekteyiz.

Trabzon artık basketbol ile yatıp kalkacaktır.  Bu sene büyük bir umutla Avrupa Kupası bekliyorum. Ve bunu başaracağına inanıyorum.

Türk Telekom Ercüment Sunter ile yükselişe geçerken aldığı her galibiyet ile puan cetvelinin üst sıralarına tırmanırken, Trabzon bu sene gerçekten büyük ses getirmeye başladı. Bu yapılanma sezon başında olsaydı! Şu an ligde ilk dört içinde yer alabilirlerdi. Yinede çok geç kalmış sayılmazlar.

Yıllarca “Türk Basketbolu Türkiye içinde tüm şehirlerin katılımı ile olmalı” derdim. Bu şehirlerden örnek verirken Gaziantep, Kayseri, Antalya ve sporcu kimliği ile yediden yetmişe sporu seven Trabzon’un mutlaka basketbol içinde olmalı tezim bugünlerde iyice hayat buluyor.

İyi ve akıllı yatırım, basketbolu bilen yönetim ve onların yönettiği basketbol takımı tahminlerin ötesinde başarılara imza atıyor. Kendilerini kutlarım. Trabzon her geçen gün basketbolu daha çok sevmeye başladı. İnanıyorum ki, gelecek günlerde alt yapılardan kendi öz evlatlarından çıkan yıldız basketbolcularla daha da büyüyecek basketbol takımı Trabzon’un gururu olacaktır.

Tarihi Trabzon Lisesinde geçmiş senelerden birinde, verdiğim panelde “ Trabzon Basketbol olarak bir gün bu şehirde üç büyükleri ağırlayacak, bunun dışında Avrupa Takımları ayaklarına gelecek” demiştim! Bir bakarsınız çok daha büyük Avrupa Kupalarında yakında yer alırlar.

Deplasmanda Ankara’ya gidip son günlerin formda takımı Türk Telekom’u açık farkla yenmek her babayiğidin harcı değil. Telekom’da tüm oyuncular vasat oynarken Trabzon ise maçta oynayan tüm kadro müthiş oynadı.

MAÇIN MVP’si: Velickovic 26.05 dakika, 19 sayı, 5/8 ikilik, 3/4  faul 5 ribaund.

Takım olarak: 31/45 ikilik, 9/19 üçlük, 11/22 faul

TORKU KONYA BASKETBOL 85-82 İSTANBUL BŞB.
13-21, 15-19, 29-17 ve 28-25 29-28 ribaund, 14-15 asist, 7-10 top çalma, 15-12 top kaybı.

Her iki takımda sezon başında kurdukları kadroların ötesinde değişiklik yaptıkları oyuncularla mücadeleye devam ederken, sakatlık derdi biten oyuncuların önemli katkıları kazanılan maçların kaderini çiziyorlar!

Maça tabiri caiz ise “bomba” gibi başlayan BŞB. potasını rakibe kapattı. Deplasmanda olmasına rağmen 18 sayı öne geçti. Herkesin maç gitti dediği anda geriden gelen Torku Aziz Bekir’in iyi çizdiği strateji ile 18 farkı kapatıp 8 sayı öne geçti! Ama bu yetmedi!

18 saniye kala Torku 3 sayı öndeydi. Top BŞB. de potasına yaklaşan rakip oyuncusuna faul yapması beklenirken Wrıght’tan gelen üçlük beraberliği sağladı. Tam maç uzatmaya giderken sakıtlıktan çıkıp büyük form yakalayan De Vries son saniyede attığı topla hayati maça damgasını vurup aldığı paraları “hak ettirdi”

Bremer, Hakim Warrick, Rasic, Guinn, Sean Williams  yani sadece yabancıların attıkları ile maç kazanmaya çalışan TORKU hedefine ulaştı.

İstanbul BŞB. ise iki çeyrek önde götürdüğü maçı üçüncü ve sın çeyrekteki hatalı savunması ile kritik bir üçlük ile kaybetti. Wright, Jenkins, Balavic, Markota maçı alma noktasına getirdiler ama yeterli olmadı.

MAÇIN MVP’si: Sadece attıkları ile değil son saniyede skor berabere iken, rakip potaya gönderdiği isabetli şutla galibiyeti ilan etti. Troy De Vries 37.24 dakika, 28 sayı, 6/6 ikilik, 4/10 üçlük, 4/5 faul, 4 ribaund, 3 asist.

NSK ESKİŞEHİR BASKET   97-85   RÖNESANS TED ANKARA KOLEJİ
17-24, 23-12, 28-24 ve 29-25 44-34 ribaund, 20-22 asist,

Yıllardır mutlaka basketbolun olması gereken şehirlerin başında geldiğini söylediğim Eskişehir sonunda muradına erdi. Dilerim bu kısa sürmez. Zira puan cetvelinin dili çokta iç açıcı konuşmuyor! Ancak NSK asla teslim olmayı düşünmüyor.

Özellikle yeni teknik patron Greenberg “genç oyunculara büyük süreler vererek ödüllendiriyor” hele ikinci çeyrek nerede ise sahaya sürdüğü tüm Türk oyuncuları ile farkın açılmasını sağladı. 95 doğumlu Kartal’ın 28.46 dakika oyunda kalması ve takımını çok iyi yönlendirmesi önemliydi. Daha sezon bitmedi ve çuvalla maç var. Benim bildiğim NSK yönetimi pes etmedi ve etmeyeceği görüldü. Hele sakatlar iyileşince bir çok takımın başına dert olacaklar gibime geliyor! Hiç kimse Eskişehir’i kolay lokma sanmamalı!

Rönesans TED ise her maçı final havasında oynuyorlar. Ancak bazen güvendikleri oyuncular formsuz olunca işler sarpa sarıyor!

MAÇIN MVP’si: Walsh 35.38 dakika, 35 sayı, 3/7 ikilik, 8/12 üçlük, 5/8 faul, 10 ribaund, 5 asist, 2 top çalma.

Ne yazık ki, bu hafta en iyi takımı bulmakta zorlandım! 8 tane maçı büyüteç altına alırken, Galatasaray’ı yenen Anadolu Efes’in oynadığı basketbol kimseyi mutlu etmedi! Aynen Pınar Karşıyaka’yı yenen Fenerbahçe Ülker’de iyi başladığı maçı çok istikrarsız bitirdi ve tahminlerin üzerinde çok kötü istatistikler meydana geldi!

Peki bu şartlarda hangi takımı haftanın takımı yapacaktım? Beşikkaş’ı deplasmanda yenen TOFAŞ mı?, NSK Eskişehir Rönesans TED Kolejini yenmesini mi?, Torku, Banvit, Darüşşafaka mı? Bence deplasmanda son zamanlarda Ercüment Sunter ile büyük çıkış yakalayan, Trabzon Medical Park’ın 81-100 lük galibiyeti sonunda Trabzon Medical Park’ı seçtim.

Haftanın Takımı: Trabzonspor Medical Park
Coachu: Markovic (Trabzon Medical Park)
Oyuncu: Velickovic (Trabzon Medical Park)
6.Oyuncu: Carter(Galatasaray)
Savunmacı: Bjelica (Fenerbahçe Ülker)
Genç Oyuncu: Kartal (NSK Eskişehir)
Beşi : Wood (Tofaş), Hickman(Fenerbahçe Ülker) De Vries(Torku), Walsh (NSK Eskişehir), Velickovic (Trabzonspor Medical Park)

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

29.HAFTAYA BAKIŞ!

28Nis

28.HAFTAYA BAKIŞ!

21Nis

27.HAFTAYA BAKIŞ!

17Nis
08Nis

25.HAFTAYA BAKIŞ!