KURUMSALLAŞMAK!


Ne güzel bir kelime, kurumsal olmak. Başarının yolu kurumsallıktan geçer derler, bazen doğru bazen ise yanlış olabiliyor. Malumunuz iki aydır süregelen Galatasaray Spor Kulübü başkanı Ünal Aysal ve Galatasaray eski teknik direktörü Fatih Terim arasında gecen çetin, ego savaşları dun aksam itibarı ile sona erdi. Kazanan kurumsallık ve kişilerin banka hesapları, kaybeden her zaman ki gibi, büyük umutları olan taraftarlar.

Bu noktada, Fatih Terim’in bugüne kadar olan hatalarını ya da doğrularını anlatacak değilim, fakat tercihlerinden bahsedebilirim. Kendisi öncelikle sezon ortasında milli takımın basına geçmeyi daha sonra kendisine uzatılan iki senelik sözleşmeyi imzalamamayı tercih etmiştir. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük hocasıdır ve bu kararlarına sadece saygı duymak gerekir. Ünal Aysal başkan olarak geldiği ilk günden beri iki önemli noktaya değindi. Birincisi kurumsallaşmak ve branşları  profesyoneller ile  yönetmek. Bu branşların başkanlık makamına doğrudan bağlı olarak calışması. İkincisi Galatasaray spor kulübune cebinden para veren bir başkan asla olmamak, lakin kulübün gerek kendi öz kaynakları gerekse gelecek potansiyelinin kulübü kalkındırabılecegını savunmaktır. Bu  yaratmak ıstediği iki seçenek de kurumsallığın ana temelidir. Başkanın bu görüşlerine de saygı duymak lazım bır noktaya kadar,  Fatih Terim gibi bir hocanın sözleşmesinin feshedilme şekli yanlıştır. Uygulaması camiayı derinden yaralamıştır ve kutuplaşmalara yol açtığı kesindir. En kısa zamanda kulüp içinde huzuru sağlamak krizi bitirmekte başkanın tek önemli görevidir.

TFF’nin işleyişine gelince; baştan aşağı yanlışlarla dolu bir sistem. İlkel ve çökmeye mecbur. Bugün Dünya'nın önde gelen ülkelerinin, futbol federasyonlarını ve çalışma prensiplerini incelemenizi tavsiye ederim. Bu ülkelerdeki federasyonlar asla kulüplere yön veren veya doğrudan kulüpleri etkileyecek kararları veremezler. Kulüpler birliğine bağlı çalışır ve organizasyonlarını gerçekleştirmekle görevlidirler. Ligler başlamadan önce her türlü programları hatta bu programların iptali üzerine B planları dahi hazır olduğundan emin olur ve açılışı gerçekleştirirler. Türkiye’de TFF başkanı olduğunuz da patronlar patronu sıfatı devreye girer ve üzülerek belirtmeliyim ki bu durumdan en çok kulüpler zarar görür. Spor Bakanlığını bu konuda göreve çağırıyorum. En basit örneği, TFF olarak sen kişilere cezalar yağdıracaksın,  takımlarından ayrı bırakacaksın, hak mahrumiyetleri vereceksin sonra aynı kişileri milli göreve çağırıp medet umacaksın. Milli takımımız için çok şeyi göze aldığımız gibi feda etmeyi de bildik yıllarca. Öncelikli fedamız yabancı sınırlaması. Günümüz çağdaş futbolunda hangi ligde bu sınırlama var sorarım; fakat milli takımlarının başarıları ortada. Bu sene alınan 6+0+4 yabancı sınırlamasını federasyon başkanı açıklarken on altı süper lig takımı bu kararı kınadı, sadece iki takım kararın doğru olduğunu deklare etti ve hala etmekte. O zaman çoğunluğun isteğini hiçe sayarak alınan bu kararın hangi kurumun veya şahısların yararına alındığını sormak biz futbol severlerin görevidir.

Anlattığım gibi kurumsallık çok güzel bir kelime, bir çırpıda çıkıyor insanın ağzından. Doğru uygulandığı zaman başarı ve istikrar getirir. Yalnız şunu ayırmak lazım kurumsal olmak demek birilerinin hakkını gasp etmek yanlış yönlendirmek yahut görevi kötüye kullanmak demek değildir. Gerek kulüplerimiz gerek federasyonumuz işlerini doğru yapmalı kimsenin hakkını yemeden, yedirme den dürüstçe çalışmalıdır.

Şahsıma bir köşe ayıran spormaraton.com yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim. Her hafta, aynı gün, aynı köşede sadece doğruları tartışmak, temiz bir futbol ve lig olması dileği ile sağlıcakla kalın.

acoskunatlas@spormaraton.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Nis

BORSA ÇÖKTÜ…

27Şub
20Şub

SESSİZLİK BİTTİ!..

24Ekm

SPOR REFORMU NE ZAMAN?..

10Ekm

MENTAL FARKLAR !...