COLISEUM VE SAMPIYONLAR LİGİ


Türkiye ve dünyaya, mal olmuş iş adamlarımızdan birisinin biyografik kitabını okudum. Kısacık bir bölümde futbol sahalarını arenalara, futbolcuları da gladyatörlere benzetiyor.

 Haklı da!..

Kimileri için barbar bir spor futbol.

O dönemler Avrupa’nın bir çok bölgesinde farklı arenalar vardı. Kazanılan paralar ve bahis hacimleri o bölgenin önemine göre statü bulurdu.

Roma’da bulunan  Coliseum ise en heyecanlı maçların ve en büyük gladyatörlerin buluştuğu arenaydı.

Avrupa’nın her yerinden insanlar oradaki şovu seyretmek için akın akın Roma’ya gelirdi.

O günlerin Coliseum’u bana göre bugünün Şampiyonlar ligidir.

Türkiye’de beş büyüklerden bir takım iseniz, önünüzde katılabileceğiniz üç kulvar bulunur;

 Süper lig , Uefa Kupası  ve Şampiyonlar ligi.

Süper ligin beş büyükler için en büyük önemi,  Avrupa’daki bu büyük organizasyonlara katılmaktır.

Türkiye’deki büyük kulüplerimizin yegane hedefi Şampiyonlar ligi olmalıdır.

Uefa kupası organizasyonunda bulunan takımlar, gerek alt yapı,  gerekse mantalite olarak üst düzey durumdalar.

Örnek vermek gerekirse bir Sporting Lisbon , bir Atletico Madrid futbolcu fabrikası gibi takımlar.  Alt yapıya harcadıkları paralar ortada… 

Bire yüz kazandıkları futbolcular oluyor,  baş etmek imkansıza yakın. Scout ekipleri ciddi bir şekilde çalışmaktadır. Kora kor mücadele ederseniz fakat harcadığınız para kupayı alsanız da zararı karşılamaz durumda bile olabiliyor.

2000 senesinde Galatasaray spor kulübü Uefa kupasını aldı ve sonrasında yaşananları hepimiz gördük. Şampiyonlar ligine baktığınız zaman orada durum farklı. Gurup elemelerinden çıkıp çeyrek finale kalan Galatasaray spor kulübu geçen sezon kırk milyon Euro’ya yakın gelir elde etti.

Şampiyonlar liginde kalıcı olduğunuzda, bu gelirlerin artmasının yanı sıra taraftar sayınızı da katlarsanız.

Bu arenada başarı reklam, prestij, en önemlisi Avrupa’da istikrarı  yakalamak daha mümkün görünüyor.

Dünya’yı artık şirketler yönetiyor. Hemen hemen hayatın her anını ve alanını şirketler yönlendiriyor.

Gelin geçtiğimiz hafta ertelenen Beşiktaş Galatasaray derbisine başka bir gözle bakalım.

Bu iki büyük takımımız da halka açık şirketlerdir. Maç sonunda bir şirketin zararı diğerinin kârı ortada.

Kimse kalkıp hakem, taraftar saldırı diyerek günah çıkartmasın. İyi yönetilen şirket pazarda oluşabilecek her türlü kâr ve zararı hesaplamak ve departmanlarını denetlemek zorundadır.

Beşiktaş 1453 taraftar gurubu departmanını iyi denetleyememiştir. Sonucuna katlanmalıdır.

Federasyonumuz bu büyük takımları bir araya getirip ülkemize bu denli kötü reklam yaratan bu olayları nasıl asgariye indireceğinin planlarını yapıyor mu onu daha ileriki zamanlarda göreceğiz?..

En azından gelişmiş ülke liglerindeki federasyonların bu ülkelerdeki Şampiyonlar liginde mücadele eden takımlarına nasıl sahip çıktıklarını inceleyip bu noktadan yola çıkabilir.

BBWA ‘da Barcelona, Real Madrid , Bundesliga’da Bayern Munich , Dortmund ve bunlar gibi niceleri…

Türkiye’de şampiyonların Ligi arenasında kalıcı yer almayı hedefleyen ve bu konuda riskler alıp önemli yol kat eden Galatasaray spor kulübü başkanı Ünal Aysal bir oluşum içine girmiştir. İnşallah başarılı da olur.

Profesyonel bir teknik adamla anlaşma yapıp yardımcı antrenör olarak Tugay Kerimoğlu ile anlaştığı söylenmekte…

Her iki isim de Galatasaray camiasına hayırlı olsun.

Başarılı olmayabilirler fakat,  olurlar ise bir zamanlar liglerinin bilinmemesine rağmen Avrupa’yı kasıp kavuran bir Ajax neden olmasınlar?..

 

acoskunatlas@spormaraton.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Nis

BORSA ÇÖKTÜ…

27Şub
20Şub

SESSİZLİK BİTTİ!..

24Ekm

SPOR REFORMU NE ZAMAN?..

10Ekm

MENTAL FARKLAR !...