ATLETİZMİN OLİMPİYATA ETKİSİ!


Spor organizasyonlarının en önemlisi kuşkusuz Olimpiyat Oyunlarıdır. Ülkemizin de bu önemli organizasyona ev sahipliği yapabilmek için beş kez aday olmuştur. Hiçbir adaylığımızda bu kadar önde olabilmemiz mümkün olmamıştır.

İstanbul, Madrit ve Tokyo’nun adaylığında, İstanbul Madrit ile aynı oyları almış ve ikinci oylamaya kalmıştır. İstanbul ikinci oylamada da Madrit’i geride bırakmış Tokyo ile finale girebilmeyi başarmıştır. Finalde de ise Tokyo, İstanbul’un önünde ipi göğüsleyen kent olmuştur. İstanbul’umuz tarih ve coğrafi konumu ile bir dünya kenti konumundadır. Hiçbir dönemde olmadığı kadar da iktidarın, muhalefetin ve sivil toplum kuruluşlarının da desteği alınarak bu yarışa girilmiştir. Alınan sonucun başarısız olarak görülmüş olması bence doğru değildir. Kaybetme nedenimiz bence atletizmde yaşanmış olan yoğun doping olayları ve federasyonun gereğini vakitlice yapmamış olmasından kaynaklanmıştır.

Olimpiyat oyunları, Dünya'nın en önemli spor organizasyonlarından biri olduğu, bilinen bir gerçektir. Atletizm sporu da tüm sporların temeli olan, branş ve seyirci çokluklarıyla da olimpiyat oyunlarının can damarı konumunda görülen bir spor dalıdır. Atletizmde madalya almamış ülkelere olimpiyat oyunları organizasyonunun verilmiyor olduğu da rivayet olarak bilinen gerçeklerdendir. 2012 Londra Olimpiyat oyunlarında 1500 metre kadınlar yarışmasında Aslı Çakır Alptekin’in şampiyon, Gamze Bulut’un ikinciliği, Nevin Yanıt’ın Avrupa şampiyonluğu Dünya ülkelerinin ülkemize farklı bakmasını sağlamıştır. Ancak Aslı Çakır Alptekin ile Nevin Yanıt’ın dopingli çıkmış ve ceza almış olmaları, Dünya ülkelerinin, ülkemize bakışlarındaki olumlu durumu maalesef olumsuz bir şekle döndürmüştür. Bu olumsuzluğa ülkemizdeki küçük yaştaki atletlerin de doping kullanmış olduklarının tespit edilmesi ve Atletizm Federasyonunun da numuneleri pozitif çıkan atletlere gerekli işlemi vakitlice yapmamış olması Uluslararası Atletizm Federasyonunun (İAAF) da ülkemize bakış açısını maalesef olumsuz olarak değiştirmesine neden olmuştur. 07 Eylül 2013 tarihinde yapılan seçimde oy kullanan delegelerin çoğunluğuna yakın delegelerin atletizm kökenli olduğuna bakıldığında bu sonucun normal bir sonuç olduğu görülebilecektir.

2012 Londra Olimpiyat Oyunlarından sonra Halter Federasyonunda yaşanan doping sorunlarından dolayı Federasyon Başkanı Sayın Prof. Dr. Hasan Akkuş onurlu bir davranışta bulunarak başkanlık görevini istifa ederek bırakmış olduğunu biliyoruz. Atletizmde yaşanan doping ve benzeri sorunların sayısal olarak artması ve küçük yaş gurubundaki çocukların da doping kullanmış olduklarının tespit edilmesi sonucunda Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Suat Kılıç tarafından Federasyon Başkanı Sayın Mehmet Terzi’nin istifası istenmiş, Sayın Terzi’den boşalan Federasyon Başkanlığına Yönetim Kurulunca genel kurula kadar As Başkan Sayın Hüseyin Yıldırım Federasyon Başkanlığına getirilmiştir. 28 Eylülde yapılacak olan genel kurulda Atletizm camiası yeni başkanına kavuşmuş olacaktır.

Yukarıda belirtilmiş olan hususlar nedeniyle 28 Eylül de yapılması planlanmış olan genel kurulun ne kadar önemli olduğu herkes tarafından asla unutulmamalıdır. Bu nedenledir ki yapılacak olan genel kurulda atletizmin sorunlarını çözebilecek ve eski saygınlığına kavuşturabilecek bir başkanın, yaptıkları yapabileceklerinin teminatı olabilecek kişilerden camianın içinden veya dışından ancak şaibesi bulunmayan kişilerden yönetim ve diğer kurulların oluşturulabilmesi mutlaka sağlanabilmelidir.  Aksi takdirde atletizmimiz ve dolayısıyla Türk sporumuz bu ve benzeri olumsuzlukları artarak yaşamış olacaktır. Bizden söylemesi. 

necdetayaz@spormaraton.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ekm

TMOK GENEL KURULA GİDİYOR!

05Ağs
07May

ATLETİZİMDE ÖNEMLİ PROJE!

14Şub

GURUR ve ÜZÜNTÜ!

07Şub

OLİMPİK GÜN ETKİNLİKLERİ!