MELO ve EMRE! - Cevdet ÜNÜVAR

MELO ve EMRE!


Galatasaray-Beşiktaş derbisi sonrası Felipe Melo'nun hareketi çok konuşuldu. Sonrasında Melo PFDK'ya sevk edildi. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Melo ile ilgili kamuoyunun bir tepkisi var. Melo maalesef futboluyla konuşulmak yerine hep karşı tarafı germesiyle ve tahrik edici hareketleriyle konuşuluyor. Aslında takımına motivasyon anlamında oldukça katkı veren bu oyuncu, profesyonelliğin dışına çıkan hareketler sergiledi ve bu sefer de Beşiktaşlı taraftarların tepkisini çekti.
Daha önce yaptığı hareketler önümüzde net olarak belli. Galatasaray Melo'ya tavizkar davrandığı, yaptığı hareketleri taraftarın gönlünü okşayıcı şekilde yorumladığı sürece karşı tarafta benzer bir tepkinin oluşmasını sağlıyor. Burada Melo'nun davranışlarını frenleyecek taraf Galatasaray Yönetim Kurulu. Tabi siz bunları sadece taraftarı harekete geçirmek için bir hareket olarak görürseniz yarın başka sahalarda başınıza olmadık işler açabilir.
Ben endişeliyim sadece bir futbol şiddetinden ziyade sokaklara taşabilecek şiddetin de körükleyicisi provokatör oyuncu görüntüsü hissediyorum. İnşallah bunu biran önce telafi ederler çünkü; şimdiye kadar yaptığı bütün hareketleri Galatasaray camiası hep masumane kelimelerle geçiştirdi ama bu tip oyuncular var.
Sadece Melo olarak söylemiyorum, ligimizde provokatif hareketlere yeltenen çok sayıda oyuncu var. Bunların başında da Melo geliyor.

Galatasaray yöneticisi Sedat Doğan, Melo'nun PDFK'ya sevk edileceği yönündeki haberler sonrası, Emre Belözoğlu'nun Kasımpaşa maçında küfür ettiğini ancak bir sevkin olmadığını belirterek sert tepki göstermişti. Bu çıkışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Az önce örneklediğimiz gibi ligimizdeki provokatif oyuncu tipinin içinde Fenerbahçeli Emre Belözoğlu’nu da sayabiliriz. Maalesef kariyeri ve yaşı itibariyle genç futbolculara örnek olması gerekirken bu tür hareketler yapıyor. Takımında ön plana çıkabilmek adına bu tür hareketler yapması doğru değil. Az önce Melo için kullandığımız benzer cümleleri Emre Belözoğlu için de kullanabiliriz.
Kamuoyunu meşgul eden bu tip oyuncuların yönetimler tarafından gerekli ve samimi uyarıları yapması gerekiyor. Sadece saha içinde kazanmak yetmez, saha dışlında gönüllerde de kazanmak gerekir. Bu anlamda hem Melo, hem Emre, hem de bu tip davranış sergileyen futbolcuların karşılarında yazan profesyonelliğin içini de doldurmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bu sözlerinizden Melo'nun PFDK'ya sevkinin doğru, Emre'nin sevk edilmemesinin ise yanlış olduğunu düşündüğünüzü söyleyebilir miyiz?

Her ikisini de cezayı müeyyide ile karşılaşması gerekir. Görüntülerden Emre'nin küfür ettiği çok net belli. Ben her iki oyuncunun da sadece cezayı müeyyidelerle değil, kulüpleri tarafından, hocaları tarafından, takım arkadaşları tarafından uyarılması gerektiğini düşünüyorum. Hep bu tür hareketleri hırs kalıbı içinde masum gösteriyoruz ama bunun hırs olmadığını, tribünlere gelen taraftarları anormal boyutlarlarda tepkisel seviyelere çekebilmek için ve bu takımın lideri benim moduna girmek için yaptıklarını düşünüyorum. Artık her ikisinde yaş bu tür davranışlara girmemesi gerekiyor.

Son haftalarda hakem hataları oldukça konuşuluyor. Özellikle Fenerbahçe’den bu konuda sert açıklamalar var. Bu konuda düşünceleriniz nedir?

Hakemlerle ilgili sadece Fenerbahçe’nin tepkisini söylemek çok mantıklı olmaz. Kritik haftalara girdik, her takımın her maçı çok önemli. Fenerbahçe için ne kadar önemliyse Elazığspor için de ligde kalmak adına o kadar önemli. Hakemlerin iyi niyetli hata yaptıklarını, art niyetli olmadıklarını düşünüyorum. Hüseyin Göçek’in yönetimiyle ilgili eleştiri yapabiliriz ama O’nun aylar sonra bir Fenerbahçe maçına veren MHK’yı da eleştirmeliyiz. Hatırladığım en son Gaziantepspor-Fenerbahçe maçından beri Fenerbahçe maçına atanmıyordu. Şimdi tekrar Elazığspor maçında görev verildi ve tüm kamuoyunun hem fikir olduğu üzere Cristian’ın kırmızı kart gördüğü pozisyonda bırakın kırmızı kartı, sarı kart bile söz konusu değildi. Orada ayağını kurtarmaya yönelik bir hareket yaptığını ve yardımcı hakemin Hüseyin Göçek’i yanıtlığını ve yanlış bir yönlendirme ile Cristian Baroni’yi attırdığını gördük. Burada Hüseyin  Göçek’e yönelen tepkilerin yardımcı hakeme yönelmesi gerektiğini düşünüyorum.Atamalarda çok dikkat etmek gerekiyor. MHK’nın hakem atamaları ile ilgili tekrar kendisini silkelemesi gerekiyor. Hüseyin Gökçek tabi ki hatalar yaptı ama her hakem hatalar yapıyor. Ben burada niyetin kötü olmadığını düşünüyorum.Yorulmuş, yıpranmış ve tartışılan hakemleri kazanayım derken takımların emeklerini harcamayalım. Kimin kazandığı önemli değil, kimin hak ettiği ve kimin hak ederek kazandığı önemli.

“Ersun Yanal’n çalıştırdığı takımlar sezonun ikinci yarısında düşüşe geçer” diye bir kanı var. Siz buna katılıyor musunuz?

Ben Ersun Yanal ile ilgili düşünceye katılmıyorum ama bizim takımlarımızın erken forma girip daha sonra da rehavet ortamında bu tür kayıplar yaşadığını görüyoruz. Bunda da ligin oldukça çetinleşmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ersun Yanal ne kadar tartışılıyorsa daha düne kadar Mancini’nin çok kötü bir tercih olduğu noktasında benzer eleştiriler vardı. Terim sonrası doğru tercih olup olmadığı, oynattığı 11’in doğruluğu konusunda eleştiriler vardı. Başarınız olduğu zaman alkışlanırsınız bu ülkede. Azıcık ayağınız sektiği zaman, ufak bir sallantıda da Ersun Yanal gibi eleştiriler alırsınız.
Fenerbahçe üst üste deplasmanlar oynadı ve şanssız sakatlıklar yaşadı. Asıl konuşulması gereken üst üste yaşanan sakatlıkların sebepleri. Burada sağlık ekibinin ve mentor olarak çalışan kişilerin çalışmasının sorgulanması gerekiyor. Acaba antrenman temposunda bir aşırılık mı söz konusu? Oyuncular özel hayatlarına dikkat etmiyor mu? 10 puanlık farkı yakalayınca acaba futbolun dışında, profesyonelliğin gerektiği davranışları sergilemiyor mu? Bunlar da Ersun Yanal kadar gündeme getirilmesi gereken konular. Ben Fenerbahjçe’nin yaşadığını bugünkü durumu hemen her takımın yaşayacağını düşünüyorum.
Bundan sonra her takım benzer sürpriz sonuçlarla karşılaşacaktır. Bunda ben ligimizin hedef noktasında olan takımların elde etmek zorunda oldukları puanı almak adına yaptıkları mücadele neticesinde elde edilen başarı veya başarısızlık olarak görüyorum. Ersun Yanal’ın yaşadığı bu süreç sıralamada ilk 3’te olan bütün takımların sezon içerisinde yaşadığını bir durum.

Fenerbahçe’nin 4 puanlık bir avantajı var. Galatasaray ile Beşiktaş arasında ise 1 puan fark var. Şampiyonluk yarışında favoriniz hangisi?

Puan olarak Fenerbahçe gözükebilir ama Fenerbahçe’nin oynayacağı derbi maçlar çok etkili olacaktır. Fenerbahçe’nin deplasman karnesine baktığımız zaman kötü, oldukça puan kaybettiler. Fenerbahçe’nin Trabzon deplasmanı, Galatasaray deplasmanı, Beşiktaş deplasmanı oynandıktan sonra net bir fotoğraf ortaya çıkacak diye düşünüyorum.
Fenerbahçe 4 puan avantajlı ve sakatlık yaşayan oyuncuların düzelmesiyle şampiyon olacağını ama asıl kavganın ikincilik üzerine olacağını düşünüyorum. Burada Galatasaray ikinci olabilmek ve direk Şampiyonlar Ligi’ne gidebilmek adına avantajlı. Beşiktaş’ın mevcut kadrosuyla Galatasaray’ı geçmesi zor gözüküyor.
Ama tabi daha önce 10 puan önde olup şampiyonluğu kaybetmiş takımları gördük. Şimdiden 4 puanlık farka göre şampiyon belirlemesi yapmak mantıklı değil. Çünkü, daha ligin en zor maçları oynanmadı.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Nis

PERŞEMBE SÜRPRİZİ!

23Mar

%51 ADANASPOR!

24Şub

ADANASPOR TURUNCUDUR!

20Ekm

YENİ LİDER ELAZIĞSPOR!

02Eyl

GAKGOŞ DARBE YAPTI!